Hayat kaynağımız güneş cildimizi nasıl etkiler?

Hepimiz güneş olmadan yaşam olmayacağını ve güneş görmeyen vücutlarda çeşitli hastalıkların ortaya çıktığını biliyoruz. Bunun yanında uzun süre güneşte kalındığında derimizin zarar gördüğünü (en azından yanık yarası olduğunu) da biliyoruz. Belli bir süre güneşte kalan derinin rengi koyulaşır. Beyaz ırkta güneşte esmerleşmiş tenler hemen farkedilir. Eski çağlarda güneşte esmerleşmiş tenler genel olarak açıkta çalışan işçilerde gözlenirdi. Kırsal kesim insanını temsil ettiği için makbul sayılmayan bir durumdu. Buna karşılık aristokrat kadınlar açık renk tenleri ile farklarını hissettirmeye çalışırlardı.

20. yüzyılın ikinci yarısında beyaz ırkta yaz aylarında plajlarda vücutlarını sergileme ve güneşte yanma modası ortaya çıkmıştır. Deniz kenarı ve plajlara gidebilmek belli bir sosyal statü ve ekonomik güç gerektirir. Bu ayrıcalığa sahip olanlar bunu tenlerindeki esmerleşme ile gösterip sosyal olarak ayrıcalıklı oldukları imajı vermeye çalışmışlardır. Bu moda o kadar popüler olmuştur ki teknoloji hemen bundan yararlanmıştır. Solarium adı verilen tesisler açılarak deri rengi teknolojik cihazlar ile koyulaştırılmaya başlanmıştır.

Bütün bu medyatik bilgileri bir tarafa bırakırsak bilim olaya çok farklı yanaşmaktadır. Güneş ışınlarının cildimizi yaşlandırdığı ve kanser olasılığını arttırdığı kanıtlanmıştır.

Güneş ışığındaki zararlı dalgalar

Güneşin zararlı etkisi ultaviyole dediğimiz ışınlardan kaynaklanmaktadır. Ultraviyole güneş ışığında bulunan elektromagnetik bir radyasyondur. Dalga boyu görünen ışıktan daha kısa olduğundan göz ile farkedilemezler. Ultraviyolenin A, B ve C tipleri vardır. C tipi atmosferdeki ozon tabakası tarafından emildiğinden yeryüzüne genellikle ulaşmaz. Bize ulaşanlar daha çok ultraviyole A (UVA) ve ultraviyole B (UVB) ışınlarıdır.

Ultraviyole A (UVA): Deri renginde değişikliğe yol açmaz. Eskiden fazla zararlı olmadığı düşünülen bu ışının aslında melanoma denilen tehlikeli bir kansere yol açtığı anlaşılmıştır. Derinin daha derin kısımlarına ilerleyebildiği için cildin yaşlanma ve yıpranmasında önemli rol oynar. DNA dediğimiz genetik yapıda indirek olarak değişiklikler yapar. Ultraviyole A camdan ve bulutlardan da geçerek zararlı etkilerini gösterir.

Ultraviyole B (UVB): Güneş altında derimizin renginin koyulaşmasını sağlayan ışındır. Cildin yaşlanma ve eskimesini hızlandırır. Kırışıklıkları arttırır. Çeşitli deri lekelerinin ve kanserlerinin oluşumunu da kolaylaştırır. DNA yapısında direk  olarak değişiklikler yapar.

Ultraviyole C (UVC): Ultaviyole ışınları arasında enerjisi ve zararları en fazla olandır. Mikrop öldürücü etkisi vardır. Genlerde değişiklik ve kanserlere yol açar. Neyseki ozon tabakası ve atmosfer tarafından tamamı emilir ve normal koşullarda yeryüzündeki insanlar için ciddi bir tehlike oluşturmaz.

Güneşin zararlı etkilerinden nasıl korunuruz?

Cildimizin sağlığını ve tazeliğini korumak istiyorsak güneş ışınlarından korunmalıyız. Her insanın günlük hayatında açık havada ve güneş altında geçirdiği zamanlar olmalıdır. Ancak uzun süre güneş altında kalmaktan kaçınmalıyız. Aşırı güneşten korunmak hiç plajlara gitmemek olarak anlaşılmamalıdır. Plaja gitmeden de günlük yaşamımızda aşırı güneşe maruz kalabiliriz.

Aşırı güneşten korunmak için alabileceğimiz basit önlemler şunlardır:

Gölgede olmak: Özellikle ultraviyolenin en fazla olduğu saatlerde (10 ile 16 saatleri arası) güneş altında dolaşmamak gerekir. Ultraviyole A (UVA) camdan geçebildiği için oda içinde veya araba içinde güneş almak da tehlikelidir.

Koruyucu elbiseler giymek: Mecburi olarak güneş altında kalacak isek çıplak olmamaya özen göstermeliyiz. Uzun kollu gömlek, uzun pantolon ve etek etkin şekilde güneşten korur. Sık dokunmuş ve koyu renkli kumaşlar, açık renk ve seyrek dokunmuş kumaşlardan daha koruyucudur. Şapka ve güneş gözlükleri de göz, göz çevresi ve kafa derisini korumakta etkilidir.

Güneş yağı kullanmak: Güneş kremleri güneşin zararlı ışınlarını süzgeçten geçirmek için hazırlanmış maddelerdir. Deri üzerine sürülerek kullanılırlar. Ultraviyole süzücü ajanlar veya güneş ışını bloke edici ajanlar olarak da bilinirler. Piyasada çeşitli türleri vardır. Losyon, jel, krem, sprey vs gibi formlarda olabilirler. Güneş yağlarının hepsi ayni etkiye sahip değildir. Büyük bir kısmı yalnız ultraviyole B (UVB) ye karşı koruma sağlar. Son zamanlarda UVB ye karşı etkili olduğu kadar ultraviyole A (UVA) ya karşı da koruyucu etkisi olan ürünler geliştirilmiştir. Bunlara geniş spektrumlu güneş koruyucular denilir. Güneş yağı alırken her iki ultraviyole ışınından da koruyanlar (geniş etkili-spektrumlu olanlar) tercih edilmelidir.

Güneşten koruma faktörü (SPF): Güneş koruyucuların zararlı ışınları süzme derecesi “güneşten koruma faktörü” (SPF – Sun Protecting Factor) olarak isimlendirilir. SPF sıfırdan başlayıp 100 e kadar değişen rakamlar ile ifade edilir. İyi bir koruma sağlamak için 25 üzerinde SPF  faktörüne sahip bir güneş koruyucu kullanılmalıdır. Güneş koruyucuların etkisi mutlak değildir. Örnek verecek olursak SPF 15 olan bir krem UVB nin % 93 ünü engellerken SPF 30 %97 sini, SPF 50 ise %98 ini engelleyebilmektedir. SPF 100 ün etkinliği %99 dur. Görüldüğü gibi SPF 30 ile SPF 100 arasında çok ufak bir koruma farkı vardır. Güneş yağlarının koruyucu süreleri de sınırlıdır. SPF 30 olana bir güneş yağı sürüldüğünde güneş altında 30 dakika geçirirseniz vücut bunu bir dakika olarak algılayacaktır. Ama ayni yağ ile güneş altında 5 saat kalınırsa vücut bunu 10 dakika olarak algılayacaktır ki kızgın güneş altında 10 dakika az bir süre değildir. Başka bir deyişle nasıl olsa güneş yağı sürüyorum diye saatlerce güneş altında kalınmamalıdır.

Suya karşı direnç: Bazı güneş kremlerinin ambalajlarında suda etkisinin kaybolmadığı yazılabilmektedir. Yapılan testler suya dirençli olduğu söylenen yağların da ıslanma veya terleme durumunda 40 ile 80 dakikada etkisinin kaybolduğunu göstermektedir. Bu nedenle terleme ve suya girme durumlarında bu süreler geçtiğinde yeniden sürülmeleri gerekir.

Güneş yağları nasıl kullanılmalı? Tam koruma sağlanması için güneş yağları güneşe çıkmadan 20 dakika önce sürülmelidir. Yağın cildin açıkta olan bütün kısımlarına yayılması gerekir. Normal koşullarda her 2-3 saatte bir yeniden yağ sürülmelidir. Terleme ve suya girme durumlarında saat başı veya daha sık olarak güneş yağının tekrarlanmasında yarar vardır.

Solariumlar: Güneş yatakları veya güneş lambaları olarak da bilinen esmerleşme cihazları sanıldığı gibi zararsız değillerdir. Bu lambalar ultraviyole A (UVA) ve B (UVB) ışınları verirler. Her iki ışın da deri için zararlıdır. Yaşlandırıcı, yıprandırıcı hatta kanser yapıcı etkileri vardır. Özellikle 30 yaşın altındaki kişiler tarafından kullanıldıklarında ileride melanom olma riski artmaktadır.

Kaynaklar:
Protect Yourself from Too Much Sun This Summer
How do I protect myself from UV rays?

(function(i,s,o,g,r,a,m){i[‘GoogleAnalyticsObject’]=r;i[r]=i[r]||function(){
(i[r].q=i[r].q||[]).push(arguments)},i[r].l=1*new Date();a=s.createElement(o),
m=s.getElementsByTagName(o)[0];a.async=1;a.src=g;m.parentNode.insertBefore(a,m)
})(window,document,’script’,’//www.google-analytics.com/analytics.js’,’ga’);

ga(‘create’, ‘UA-44005840-4’, ‘auto’);
ga(‘send’, ‘pageview’);

0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir