Doğal Dolgu Maddesi: Yağ Dokusu

Kök Hücreli Yağ Enjeksiyonu

Son yıllarda piyasaya sürülen yapay dolgu maddeleri yüz estetiğinde önemli ilerlemelere yol açmıştır. Dolgular muayenehane ortamında uygulanabilir ve özel donanıma ihtiyaç göstermezler. Bu nedenle hem estetik ve plastik cerrahlar hem de dermatoloji uzmanları tarafından yaygın olarak kullanılmaktadırlar. Ancak bu ticari dolguların büyük bir kısmının etkisi geçicidir. Kalıcı dolguların ise ne kadar güvenli oldukları kuşkuludur. Dolguların diğer bir dezavantajı ise çok küçük dozlarda paketlenmiş olarak satılmalarıdır. Genellikle 1 ml hacmindeki enjektörler içinde satılırlar ve küçük alanlarda kullanılabilirler. Geniş bölgeleri doldurmak için uygun değillerdir. Ayrıca içindeki madde ne olursa olsun bütün ticari dolgular vücut için birer yabancı cisimdir ve bazı bünyelerde istenmeyen etkilere yol açabilirler. Piyasadaki dolguların en uygun ve güvenli alternatifi kişinin kendi yağ dokusudur

Yağ dokusunun alındığı bölgeler

Dolgu amacı ile yağ alınacak ise öncelikle kişinin fazla yağ birikmesinden rahatsız olduğu herhangi bir yeri var mı o araştırılır. Öncelikle bu bölgeden yağ alınır. Ancak zayıf kişilerden bile belli bölgeleri dolduracak kadar yağ alınabilir. Sık olarak yağ alınan bölgeler şunlardır:

  • Karın duvarı
  • Bel bölgesi
  • Sırt
  • Bacaklar
  • Basen bölgesi
  • Diz içleri
  • Kalçalar

Dolgu amacı ile yağ alınması

Kişinin yağının alınması bir ameliyattır ve mutlaka ameliyathanede yapılmalıdır. Ameliyatın büyüklüğünü kullanılacak yağ miktarı belirler. Yüz bölgesine yağ enjeksiyonu yapılacak ise 4-5 ml ile 50 ml arasında yağ yeterlidir. Buna karşılık meme veya kalça büyütme işlemleri için litrelerce yağ gerekebilir. Eğer küçük miktarlarda yağa gereksinim var ise bu işlem hasta tam uyutulmadan sakinleştirme ve lokal anestezi ile yapılabilir. Geniş bir enjektöre iğne yerine ucu künt, kenarlarında delikleri olan çelikten bir boru (kanül) takılır. Bu kanül yağ alınacak bölgenin içine deride açılan küçük bir delikten yerleştirilir. Enjektörün pistonu geri çekilerek içinde bir hava boşluğu yaratılır ve bu hava boşluğu kaybedilmeden enjektör ileri geri hareket ettirilerek yağ dokusu enjektör içine emilir. Bu şekilde yağ çekilmesi yavaş ve yorucudur. Bu nedenle meme büyütme ve kalça büyütme gibi ameliyatlarda yeterli olmaz. Yukarıdaki örneklerdeki gibi çok miktarda yağa gereksinim olacak ise genel anestezi altında liposuction pompası ile klasik liposuction yapılır. Ancak alınan yağlar steril yani mikropsuz bir kavanoz içinde biriktirilir. Yağ dokusu alınırken dikkat edilmesi gereken bir husus da yağın tek bir bölgeden değil geniş bir bölgeden azar azar alınmasıdır. Tek bir alandan fazla miktarda yağ alınması burada çukur oluşmasına yol açar ve çirkin görünür.

Yağ dokusu ve kök hücrelerin enjeksiyon öncesi hazırlanması

Son yıllarda kök hücrelerin doku yenilenmesinde çok yararlı etkileri olduğu saptanmıştır. Yağ dokusu vücutta en fazla kök hücre içeren dokudur. Tek başına verildiği zaman bile içerisinde yeterli kök hücre mevcuttur. Ancak yağ çekildiğinde içinde ölü hücreler, kan, serum ve vücut sıvıları bulunabilir. Bunları elimine ederek saf enjeksiyonluk yağ elde etmek için bir elek ile sıvılar süzülür ve katı yağ parçacıkları elde edilir. Saflaştırmanın bir başka yöntemi ise santrifüj denilen bir cihazda yağın tüpler içine konularak hızla döndürülmesidir. Bu işlem sonunda yağ ve sıvılar içerdikleri maddelere göre tüp içinde farklı bölgelerde toplanırlar. Kök hücrelerin toplandığı bölgedeki sıvı çekilir. Katı yağ hücreleri dışındaki sıvılar atılır. Daha önce toplanan kök hücreden zengin sıvı yağ dokusunun içine katılır.

Yağ nasıl enjekte edilir?

Yağın vücuda verilmesi ayni toprağa tohum atılması gibidir. Tohumları toplu halde birbirine yapışık ekerseniz verim alamazsınız. Ayni şekilde yağ dokusu da küçük damlacıklar halinde verilmelidir. Yani her yağ damlasının bütün etrafı sağlıklı ve damarlı dokular ile çevrili olmalıdır. Bu durumda küçük damlacığın içine kan damarlarının ilerlemesi ve onu canlı tutması kolay olur. Yağ dokusu bir topak halinde verilir ise içine kan damarları ilerleyemez ve verilen yağ dokusu ölür (nekroz olur) ve vücut tarafından tamamen temizlenip yok edilir. Bütün bunlar göz önüne alındığında yağ vermek için en uygun yöntem küçük bir enjektör ve ucuna takılmış ince bir borudur. Bu borulara kanül adı verilir. En uç kısımları sivri değil yuvarlaktır ve uca yakın kısımlarında yanlarda delikler vardır. Borunun ucu etrafa zarar vermemesi ve damarların içine kolayca girmemesi için düzgün şekilde yuvarlatılmıştır. Yağ verilecek bölgeye küçük bir delik açılır ve enjektörün ucundaki boru bu delikten içeri sokulur. Yağ dokusu içeri verilirken enjektör sürekli hareket ettirilir ve yağ değişik yerlere damla damla verilir. Bu şekilde küçük yağ parçacıklarının birbirlerine temas etmeden düzgün şekilde yerleşmeleri sağlanır.

Yağ enjeksiyonu sonrası bakım

Yağ verilen bölgelerde çok küçük delikler dışında bir yara olmadığında özel bir kapatmaya gerek yoktur. Ancak verilme bölgelerinde şişlik (ödem) ve morluklar olabilir. Bunları azaltmak için 24 saate kadar aralıklı soğuk tatbiki yapılır. Yağların verildiği bölgelerde genellikle ağrı olmaz. Buna karşılık yağ alınan bölgelerde liposuction ameliyatında olduğu gibi şişlik, morluk ve ağrı olabilir. Ama bunlar abartılacak düzeyde değildir. Lokal anestezi ile yapılan işlemlerde hasta ameliyat sonrası normal giysileri ile evine gidebilir ve istirahat gerekmez. Ameliyat sonrası ilk günde hasta normal banyo yapabilir. Yağ alınan bölgelere korse giydirilmesi isteğe bağlıdır. Korse kullanmak hareketlerde bir rahatlık sağlar ama kullanmayanlarda sonuçlar değişmez.

Enjekte edilen yağın kalıcılığı

Yağ dokusu doğru alınır ve verilirse tutar yani damarlanır ve kalıcı hale gelir. Ancak verilen yağlardan yalnız canlı olanlar kalır. Ölü dokular temizlenip yok edilir. Bu nedenle yağı alırken hücrelerin ölmemesi için özen gösterilmelidir. Kalıcılık için ikinci önemli kural verilirken birbirinden ayrı damlacıklar halinde verilmesidir. Özenli yapılmış bir yağ enjeksiyonunda verilen yağın en az %50 si yaşar. Bu oran bazı durumlarda %90 ı geçebilir. Ancak verilen yağın ne oranda yaşayacağını önceden kesin olarak bilmek mümkün değildir. Genel ölçü yağ enjeksiyonundan 3 ay sonra kalan yağ miktarı artık kalıcıdır diyebiliriz. Hastalarımız bize çoğu zaman şu öneriyi yapıyorlar: “mademki verilen yağın bir kısmı eriyecek önceden biraz fazla verin ve iyileşme sonrası kalan miktar yeterli olsun”. Mantıklı gibi görünse de gerçekte bunu yapmak doğru değildir. Çünkü eriyecek miktar önceden kesinlikle bilinemez. Fazla verilen yağ erimez ise o bölgede kalıcı şişlik oluşur ve bunu düzeltmek ilave yağ vermekten çok daha zordur. Ayrıca fazla verilen yağın sıkışıklık nedeni ile erime oranı daha yüksek olur. Bütün bu nedenlerden her bölgeye gerektiği kadar yağ verilir ve 3 aydan sonra erime olan bölgelere bir kez daha yağ verilir. Bu ikinci kez verilen yağ miktarı daha az oranda erir ve genellikle yeterli olur. Nadir durumlarda ayni bölgeye üçüncü kez yağ enjekte edilmesi gerekebilir.

Yağ dokusunun saklanması

Yağ dokusunun ilk verilişte bir kısmı eriyebilir ve 3 aydan sonra biraz daha yağ enjekte etmek gerekebilir demiştik. Yağ dokusunun enjekte edilmesi kolay bir işlemdir. Genellikle lokal anestezi altında günübirlik bir ameliyat olarak yapılır ve hastalar ameliyattan hemen sonra normal yaşamlarına dönebilirler. Ancak yağın alınması daha ağrılı ve sorunludur. Ayrıca daha pahalı bir işlemdir. Bu nedenle ilk ameliyatta verilmesi planlanan miktardan daha fazla yağ alınır. Gerekli miktar kullanıldıktan sonra kalanı sıvı azot içinde şoklanarak dondurulur ve sonra özel derin dondurucuda -80 derecede saklanır. Bu şekilde yağları yıllarca bekletmek mümkündür. İlk yağ verilmesinden 3 ay sonra eğer ikinci bir yağ verilmesine gereksinim duyulursa derin dondurucudan ihtiyaç kadar yağ çıkartılarak eritilir ve lokal anestezi altında verilir. Ancak güvenli olması için bu işlem de poliklinik koşullarında değil de ameliyathanede yapılır.

Yağ enjeksiyonu riskleri

Yağ dokusu eğer damar içine kaçar ve dolaşıma katılırsa çok ciddi sonuçlar doğurabilir. Ancak doğru teknik kullanıldığında enjekte edilen yağın damar içine girmesi son derece zordur. Bu risk çok daha akıcı olan ticari dolgu maddelerinde kat kat daha yüksektir.

Sonuç olarak kişinin kendi yağının dolgu olarak kullanılması yani yağ dolgusu güvenli, etkili ve kalıcı bir operasyondur. Ticari dolgulara göre dezavantajı bir ameliyathanede yapılma zorunluluğu olmasıdır. Buna karşılık kalıcı oluşu dikkate alınırsa uzun dönemde ticari dolgulara göre daha güvenli ve ekonomik bir seçenektir.

0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir