Yüze yağ dolgusu

Çeşitli dolgu maddelerinin (Restylane, Juvaderm vs.) yüzde dolgu olarak kulanımı oldukça iyi bilinmektedir. Ancak kişinin kendi yağ dokusunun yüz dolgusu olarak kullanılması pek bilinmemektedir. Bu mükemmel dolgu maddesi ile ilgili bilgi edinin:

Dolgu Yüz Germe Yerine Geçer mi?

Yüzdeki kırışıklık ve deri altındaki bazı boşlukları düzeltmek için dolgu kullanılması fikri çok eskidir. Bu amaçla kullanılmak üzere FDA (Amerikan Gıda ve İlaç Yönetimi) tarafından izin verilen ilk madde ZYDERM’dir. 1981 de piyasaya sürülen bu maddeyi 1985 te ZYPLAST ve 1988 de FIBREL isimli maddeler izlemiştir. Bu maddelerin hepsi kollajen içermektedir ve enjekte edilebilir bir yapıdadırlar. Ancak bu kollajen sığır derisinden üretildiğinden bazı bünyelerde ciddi allerjilere yol açabilmekte idi.

Daha sonraki yıllarda insan vücudunda bulunan hiyalüronik asid (Hyaluronic Acid) içeren maddeler üretilmeye başlandı. İlk piyasaya sürüleni 2003 yılında onay alan Restylane’isimli maddedir. Enjekte edilebilen ve jöle kıvamında olan bu madde allerji ve vücudun kabul etmesi yönünden sığır kollajeninden çok daha güvenli idi ve yaygın olarak kullanılmaya başlandı. Daha sonra Poly-L-Lactic Acid (PLLA) isimli yeni bir ürün bulundu ve 2004 yılında onay alarak SCULPTRA ticari adı ile satılmaya başladı.

Takip eden yıllarda pek çok yeni ürün değişik isimler altında piyasada görünmeye başladı ve günümüzde FDA onayı olan ve olmayan çok sayıda dolgu maddesi dünyanın her tarafında üretilmekte ve satılmaktadır.

Yukarıda saydığımız bütün dolgu maddeleri enjekte edildikleri bölgede zaman içinde vücut tarafından tamamen eritilip yok edilmektedirler. Bunun hem iyi hem de kötü tarafları vardır. İyi tarafı istenmeyen bir etki yaptıklarında eridikleri için bu istenmeyen etki de zamanla azalıp kaybolmaktadır. Kötü tarafı ise belli aralıklarlar sürekli olarak tekrar uygulanmaları gereğidir. Tüm çalışmalara karşın geçici dolgu maddelerinin ömrü genel olarak bir yıldan daha az olmaktadır. Hatta tekrarlayan enjeksiyonlardan sonra kalıcılık süresi daha da kısalmaktadır.

Günümüzde piyasada erimeyen kalıcı dolgular da satılmaktadır. Örnek olarak polymethylmethacrylate küreleri, kollajen ve lokal anestetik içeren ARTEFILL isimli maddeyi verebiliriz. 2006 yılında onay almasına karşın çok yaygınlaşamamıştır. Bunun en önemli nedeni bu maddelerin enjeksiyonundan sonra eğer istenmeyen bir durum veya görünüm ortaya çıkar ise bu maddelerin temizlenmesinin çok güç hatta imkansız oluşudur. Özellikle iltahap yaptıkları zaman uzun süren akıntılara ve sonuçta istenmeyen izlere neden olabilmektedirler.

Bütün bu teknik bilgilerden sonra dolgu maddelerinin neden ortaya çıktığını inceleyelim. Yaşlılıkta özellikle deride kırışıklık, çöküntüler ve sarkmaların olduğunu herkes bilmektedir. Uzun yıllar yüzdeki kırışıklıkları gidermenin en yaygın yolu yüz germe yani derinin gerilmesi ameliyatları olmuştur. Yüz germe ameliyatları uzun süren masraflı ve az da olsa komplikasyon yani istenmeyen sonuçları olan ameliyatlardır. Sarkmalarda çok iyi sonuç vermesine karşın bazı kırışıklıkların ve çöküntülerin düzeltilmesinde yetersiz kalabilmekte idiler. Oysa dolgu maddeleri enjektör ile çekilip verilmeye hazır jöle kıvamında maddelerdir. Uygulanmaları için özel bir ameliyathane gerekmez. Herhangi bir muayene koltuğu veya masasında ek bir işlem gerektirmeden enjekte edilebilir ve akabinde hasta yürüyerek işine gidebilir. Enjektörlerin iğneleri çok ince olduklarından genellikle ağrısız olarak yapılabilirler ve usta ellerde yapıldıkları yerde kanama veya morluğa neden olmazlar. Derinin en alt tabakasına yapıldıklarında deride bir şişme yaparlar ve bu da kırışıklıkların gerilerek kaybolması veya azalmasına neden olur. Ayrıca dudak bölgesine dolgunluk sağlamak için de yapılabilirler.

Dolgu maddelerinin bu kırışıklık azaltıcı etkileri yüz germe ameliyatlarını nasıl etkiledi? Özellikle alt gözkapağı estetiğinde yanaktaki yağların erimesi ve aşağı sarkması gözkapaklarını yaşlı göstermektedir. Oysa yanakların doldurulması göz kapaklarını daha çukurda bırakmakta ve torbalı görünüm dolaylı olarak ortadan kalkmaktadır. Gözkapaklarına dolgu yapılması bir ameliyattan çok daha kolaydır. Ancak şunu da unutmamak gerekir: İleri derecede sarkmaları olan bir yüzde dolgu maddeleri gevşemiş ve sarkmış bir deriyi gergin bir hale getiremez. Bunun için mutlaka derinin fazla kısımlarının kesilerek alınması lazımdır ve bu da ancak yüz veya gözkapağı germe ameliyatları ile yapılabilir.

Günümüzde biz Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahlar artık dolgu ve germe ameliyatlarını birleştirerek daha küçük kesi ve izler bırakarak yüz ve gözkapağı güzelliğini sağlayabilmekteyiz. Dolgu maddesi olarak da kişinin kendi yağının kullanılması giderek daha popüler olmaktadır. Dolguların küçük şişelerde çok küçük miktarlarda satılmasına karşın genellikle en zayıf kişilerde bile yüze yetecek kadar yağ bulunabilmektedir. Genel inanışın aksine iyi ellerde yapıldığı takdirde yağ dolguları kalıcı olmaktadır ve yan etkileri diğer bütün ticari dolgulardan daha azdır.

Prof. Dr. Ege Özgentaş arasıra hiyalüronik asid dolgusu kullanmasına karşın hastalarında genel olarak yağ dolgusunu tercih etmektedir.

Dolgu maddelerinin kalıcılığı uzatılabilir mi?

Vücuda yabancı olmayan maddelerden hazırlanan ticari dolgular yüz estetiğinde önemli bir ufuk açmıştır. Ancak bir süre sonra tamamen yok olmalarının önüne geçilememektedir. Ayrıca nadir de olsa arasıra istenmeyen etkilerinin de olması sakınca yaratabilmektedir.

Bazı  estetik cerrahların hastalarına dolgunun etki süresini uzatacak bazı maddeler bildiklerini ve bunları da dolgu ile birlikte yapmayı önerdikleri bilinmektedir. Genel olarak ne oldukları açınlanmayan bu “gizli” yardımcı maddeler neler olabilir?

Dolgunun etkisini uzattığı iddia edilen maddelerin başında botulinum toksini gelmektedir. Deneyimli cerrahların gözlemleri bunun doğru olmadığını göstermiştir. Ayrıca hem botox hem de dolgu maddeleri (hiyaluronik asid ve laktic asid) ile yapılan bilimsel çalışmalarda böyle bir bulguya rastlanmamaktadır.

Botulinum toksini yalnızca kasları hareketsizleştirerek etki eder. Dolgu maddelerinin etkisinin kaybolmasının mekanizması tamamen farklıdır. Zamanla yok olan dolgular hiyaluronik asid ve laktik asid gibi vücut tarafından bilinen maddelerden üretilir. Zararsız olmalarının en önemli nedeni budur. Ama bir süre sonra kişinin vücudu bu maddenin içeride değil de farklı bir yerde yapıldığını anlamakta ve sonunda onu ufak ufak parçalara ayırıp tamamen eriterek yok etmektedir. Bu mekanizma dolgunun hareketli veya hareketsiz bir gölgede olmasına bakmaksızın çalışmaktadır. Örnek verecek olursak yanak bölgesinde kemiğin hemen üstü hareketli bir bölge değildir. Ancak buraya yapılan dolgular da zamanla erimektedir.

Adı verilmeden kullanıldığı iddia edilen diğer madde veya ilaçların da dolgunun yok edilmesine herhangi bir etkisinin olmadığı çok büyük bir olasılıktır.

Öyleyse bazı estetik uzmanları neden böyle bir yola başvuruyorlar? Bunun en önemli nedeni başkalarına göre ayrıcalıkları olduğu izlenimi vermek istemeleridir. İkinci neden ise bir yerine iki farklı işlem yaptıklarını öne sürerek daha fazla maddi kazanç sağlama arzularıdır.

İyi yetişmiş bir estetik cerrah dolgu ile çok iyi sonuçlar alabilir ve bunu belli aralıklar ile tekrarlayarak hastasını yıllarca memnun edebilir. Ama dolguların geçici olması hem hekim hem de hastalarda ister istemez bir rahatsızlık yaratmaktadır. Günümüzde kalıcı dolgu olarak kişinin kendi yağının kullanılması giderek kabul gören bir uygulama olmaktadır. Tek sakıncası bu işlemin dolgu gibi muayenehanede değil bir ameliyathanede yapılıyor olmasıdır. Bu da bir masraf yaratmaktadır. Ancak uzun dönemde düşünüldüğünde yağ enjeksiyonu ile alınan sonuçlar kalıcı olduğundan dolgu maddelerinden daha ucuza gelmektedir.

Prof. Dr. Ege Özgentaş hastalarında dolgu maddesi olarak yalnız kişinin kendi yağını kullanmaktadır ve insan vücudunda zaruri olmadığı sürece yabancı maddelerin kullanılmaması görüşündedir.

Bıçaksız estetik

Estetik cerrahiye olan ilgi bütün dünyada giderek artıyor. Ancak bu artış göğüs büyütme, karın germe gibi bilinen estetik ameliyatlarda değil daha çok ameliyatsız estetik işlemlerde olmakta.

Günümüz toplumunda çalışan kesim işini ve kazancını sürdürebilmek için durmak bilmeyen bir çaba harcamak zorundadır. Güzel ve dinamik görünmek de iş hayatının önemli şartlarından biridir. Zaman insanların görüntüsünü önlenemez bir biçimde değiştirmektedir. Pek çok insan rakipleri ile baş edebilmek için zamanın oluşturduğu değişiklikleri gidermek veya azaltmak arayışı içindedir. Yaşlanma kaçınılmaz olsa da ihtiyar görüntüden kurtulmak günümüzün estetik işlemleri ile mümkündür.

Çalışan kesimin estetik arayışındaki en önemli engel estetik ameliyatların belli bir iyileşme süresinin olması ve bu süre içinde işe devam edememe zorunluluğu idi. Özellikle botox ve sentetik dolgu maddeleri çalışan kesimde “öğlen yemeği molası ameliyatları” veya “yemek molası güzelliği” gibi kavramları ortaya çıkarmıştır. İnsanlar fazla para harcamadan ve etrafa belli etmeden günlük iş akışını aksatmayacak şekilde yapılan estetik girişimlere çok sıcak bakmaktadırlar.

Çene altı yağ fazlalıkları bizim toplumumuzda gıdı batı toplumunda ise çift çene (double chin) olarak adlandırılır. Tedavisinde buradaki yağların liposuction ile alınması en sık başvurulan yöntemdir. Ancak bu yöntem lokal anestezi ile (uyutmadan) yapılsa bile bir ameliyathane gerektirmektedir ve ameliyat sonrası morlukların kaybolması bir iki hafta gibi bir zaman alır. Oysa bu bölgeye yağları eriten bir madde enjektör ile verilse ve yağlar kendiliğinden herhangi bir görüntü bozukluğu yapmadan kaybolsa ne kadar iyi olurdu. Yağların enjekte edilen bazı maddeler ile eritilmesi fikri eskidir ve bu konudaki çalışmalar tüm hızı ile devam etmektedir. Lipoliz (lipolisis) denilen bu olay vücudumuzda sürekli olarak yaşanmaktadır. Gıda ile aldığımız yağlar safra içinde bulunan bazı maddeler ile parçalanmakta ve bağırsaktan emilebilir hale gelmektedir. Bu erimeyi sağlayan deoksikolik asid (deoxycholic acid) vücuttaki yağları ameliyatsız eritmek için kullanılmış ancak istenilen başarı elde edilememiştir. Yakın zamanlarda üretilen ATX-101 maddesi bu konuda bir ilerleme sağlamıştır. Laboratuarda saf olarak üretilen deoksikolik asit  kullanılarak geliştirilen bu ilaç çene altı yağların eritilmesinde denenmekte ve iyi sonuçlar alınmaktadır. Araştırmalar bu yönde olumlu olarak devam ederse ATX-101 maddesinin bir yıldan daha kısa süre içinde piyasaya sürülmesi ve çene altı yağların eritilmesi için kullanılması beklenmektedir.

Bıçaksız estetik veya batılıların işgalci olmayan (non invasive) estetik dedikleri bu yöntemin çok tutması ve yaygınlaşması tesadüf değildir. Eskiden yalnız biz estetik cerrahların yapabildiği masraflı ve derinlemesine cerrahi bilgi isteyen ameliyatların yerini bir enjektör ile muayenehanede verilebilen maddeler veya bir aletten çıkan ışınlar almıştır. Laser ve diğer ışın kaynaklı cihazlar giderek ucuzlamakta ve kullanımları kolaylaşmaktadır. Bu cihazların çoğu herhangi bir odada hastaya hiçbir uyuşturucu vermeden uygulanabilmekte ve seans sonunda hasta görüntüsünde bozulma olmaksızın günlük içine dönebilmektedir. Bu tip işlemlerin kısa sürede yapılabilmesi çalışanların yemek saatinde ortadan kaybolup yüzüne laser veya botox yaptırdıktan sonra kimseye farkettirmeden işlerine geri dönmelerine olanak sağlamıştır. Yemek molası estetiği bu durumu mizahi olarak anlatan bir deyiştir.

Bıçaksız estetik daha önce hayal bile edemiyeceğimiz girişimlerin ortaya çıkmasına yol açmıştır:

  • Terleme nedeni ile saç stillerinin bozulmasından rahatsız olanlar saç içine botox yaptırmaktadırlar.
  • Poker oynarken yüz ifadelerinin anlaşılmamasını isteyenler yüzlerini botox ile ifadesiz hale getirmektedirler. Espri anlayışı yüksek olanlar bu işleme Pokertox (poker ve botox’un birleştirilmiş hali) adını vermişlerdir.
  • Baldırları adeleli ve kalın olan kadınlar uzun çizmeler giyebilmek için baldır kaslarına botox yaptırarak inceltmektedirler.

Eğer duymadı iseniz son zamanlarda erkeklerin başvurduğu bir estetik hayretten ağzınızı açık bırakabilir: Torba ütüleme estetiği. Scrotum denilen ve erkeklerin yumurtalarını taşıyan torbanın kıllı ve buruşuk bir derisi vardır. Tüy dökücü ve deri sıkılaştırıcı laserler ile bu bölgeyi gergin ve parlak derili bir hale getirmeyi vaad eden güzellik merkezleri mevcuttur ve hatırı sayılır paralar vererek bu işi yaptıran erkek müşterilerin varlığından bahsedilmektedir.

Bilimsel çalışmalar ve teknolojik cihazlar geliştikçe insanların gelecekte estetik için neler isteyebileceklerini tahmin etmek çok zorlaşmıştır ve muhtemelen bu isteklerin herhangi bir sınırı olmayacaktır. Ancak bunun getirdiği bir tehlikeden de haberdar olmalıyız. Ameliyatsız estetiğin popüler olması bu konuda harcanan paranın dikkat çeken seviyelere yükselmesine yol açmıştır. Paranın olduğu her yerde iş adamları devreye girer. İştah kabartan estetik pazarı uzman hatta hekim bile olmayan pek çok kişinin bu işleri yapmak için kolları sıvamasına yol açmıştır. Ülkemizde ve dünyada saç ekimi yapan iktisat mezunlarının, botox yapan kuaförlerin, liposuction yapılan spa’ların varlığı bilinmektedir. Hükümetler bunlar ile mücadele için kanunlar çıkartsalar da her zaman açıklar bulunmaktadır. Bazı estetik merkezlerinde diplomalı bir hekim sorumlu gösterilmekte ancak birçok işlem aslında yetkisiz kişilerce yapılabilmektedir.

Bıçaksız estetik giderek yaygınlaşsa bile bu girişimlerin de bir riskinin olabileceği daima hatırda tutulmalıdır. Sizlere önerimiz basit olduğunu düşünseniz bile her türlü estetik işleminizi diplomalı bir plastik cerrahi uzmanına yaptırmanızdır.

//

Brezilya’lı TV Sunucusunun Başına Gelenler

Andressa Urach Brezilya’da çok iyi tanınan bir medya meşhuru. Güzel kalçaları ile “Brezilya Miss BumBum” yarışmasında ikinciliği kazanan model ve sunucunun son 5 yılda en az 9 estetik ameliyat yaptırdığı konuşulmaktadır.

Model kalçalarına hydrogel (hidrojel) ve PMMA enjekte ettirerek büyütmüş ancak daha sonra enjeksiyon bölgelerinde rahatsızlık ortaya çıkmıştır. Rahatsızlık giderek artmış ve sonunda enjekte edilen yabancı maddeler iltahap yapmıştır. İltahap sonunda sepsis denilen kana mikrop bulaşması ve bütün vücudu sarması durumu ortaya çıkınca yoğun bakıma yatırılarak tedavisine devam edilmiştir. Halen tedavisi devam etmekte olan sunucunun yavaş yavaş düzelmeye başladığı ancak kalça ve bacaklarında ciddi sekeller kalacağı bildirilmektedir.

Bu durum nasıl ortaya çıktı? Bütün dünyadaki meşhurlar gibi Brezilya’lı Andressa Urach da medyatik estetisyenlerin kurbanı olmuştur. Pek çoğu hekim bile olmayan ancak kendini estetikçi diye tanıtarak reklam kampanyaları ile meşhur olan pek çok sahte estetik cerrah medyada harikalar yarattıkları izlenimi vermekte ve en çok da medya meşhurlarını etkilemektedir. Andressa’nın Estetik ve Plastik Cerrahi diploması olmayan birine bu işlemleri yaptırdığı söylenmektedir.

Hydrogel nedir?

Aslında halk arasında naylon olarak bilinen su tutucu bir maddedir. Bazı ülkelerde dolgu maddesi olarak kullanılmaktadır. Ancak Amerikan İlaç Ajansı (FDA) tarafından onaylanmadığı için Amerika’da kullanılmamaktadır ve FDA onayı alınmadıkça kullanılması genel olarak tavsiye edilmemektedir.

PMMA nedir?

Plymethylmethacrylate (polimetilmetakrilat) olarak bilinen bu kimyasal madde halk arasında akrilik camı olarak bilinir. Tıpta çeşitli kullanım alanları vardır. Göz içine yerleştirilen lensler, ortopedide kemik çimentosu bu maddeden yapılır. Estetikte dolgu maddesi olarak da kullanılır. Ancak bu madde vücutta erimediğinden fazla miktarlarda kullanımı önerilmez.

Prof. Dr. Ege Özgentaş hydrogel ve PMMA maddelerini kullanmamaktadır. Dünyadaki pek çok estetik cerrah gibi en güvenilir dolgu maddesi olan hastanın kendi yağını kullanmayı tercih etmektedir.

İlgili konular:
Ameliyatsız meme büyütme işlemi yapılabilir mi?
Kalça büyütme


//

Dondurulmuş yağ ile yüz estetiği

Yüz Estetiğinde Dondurulmuş Yağ Dokusu

Yüz yaşlanmasında derinin elastikiyetinin kaybolması ve yerçekimi ile sarkması yanında yüz yumuşak dokularının (genellikle yağdan oluşur) erimesi ve yer değiştirmesi de önemli bir etkendir. Yüz Germe Ameliyatı gibi yalnızca deriyi geren cerrahi işlemlerin her zaman istenilen sonucu vermediği iyi bilinmektedir. Dolgu maddeleri yüzde sıklıkla kullanılmaktadır. Estetik cerrahların büyük çoğunluğuna göre en iyi dolgu maddesi gene insanın kendisinden alınandır. Son yıllarda yağ dokusu dolgu maddesi olarak artan sıklıkta kullanılmaktadır. İnsanın kendi yağı yüze enjekte edilerek kesmeli ve dikişli işlemler olmaksızın çok iyi sonuçlar alınabilmektedir. Piyasada satılan dolgu maddelerine göre pek çok üstünlüğü olan yağ dokusunun bir sorunu vardır: Alınışı ağrılı olduğu için ameliyathane şartlarına ve hafif bir anesteziye ihtiyaç olmaktadır. Tekrarlayan yağ enjeksiyonlarında hastanın her seferinde ayrı bir anestezi alması huzursuzluk yaratmaktadır. ONEP Estetik Cerrahi Merkezi ekibi yıllar önce bu işe bir çözüm bulmuştur: İlk operasyonda alınabildiği kadar yağ hastadan alınmakta ve bu yağlar dondurularak saklanmaktadır. Daha sonra yeni yağ enjeksiyonları gerektiğinde ihtiyaç duyulduğu kadar donmuş yağ eritilerek hastaya enjekte edilmektedir. Tedavi maliyetini önemli ölçüde azaltan bu sistemi anlatan bir makale ONEP ekibi tarafından Temmuz 2013 tarihinde “Aesthetic Surgery Journal” dergisinde yayınlanmıştır (Aesthetic Surgery Journal 2013 33: 639).

(function(i,s,o,g,r,a,m){i[‘GoogleAnalyticsObject’]=r;i[r]=i[r]||function(){
(i[r].q=i[r].q||[]).push(arguments)},i[r].l=1*new Date();a=s.createElement(o),
m=s.getElementsByTagName(o)[0];a.async=1;a.src=g;m.parentNode.insertBefore(a,m)
})(window,document,’script’,’//www.google-analytics.com/analytics.js’,’ga’);

ga(‘create’, ‘UA-44005840-4’, ‘auto’);
ga(‘send’, ‘pageview’);

Dolgu Maddeleri

Deri Altına Dolgu Yapılması

Yüz yumuşak dokularının (deri altı kitlesinin) azalması kırışıklık ve sarkmalara neden olur. Dolgu maddeleri bu azalmış yumuşak dokuların eksikliğini gidererek yüzümüzün yeniden dolgunlaşması ve gerginleşmesine yol açar. Bu amaçla kullanılan başlıca maddeler şunlardır:

Yağ:

Bilinen en iyi dolgu maddesi kişinin kendisinden alınan dokulardır. Bunların başında yağ dokusu gelir. Yağ dokusu eksilmiş yumuşak dokuları ayni yapıda bir kitle olarak yerine koyar. Ayrıca verildiği bölgedeki deriye canlılık ve tazelik getirir. Bunu muhtemelen içindeki vitamin etkisi yapan onarıcı maddeler (büyüme faktörleri ve kök hücreler) sayesinde gerçekleştirmektedir. Yağ ve doku enjeksiyonları şu anda bütün dünyada en çok kullanılan güzelleştirme işlemlerinin başında yer almaktadır. Yağın alınması ağrılı olduğundan ameliyathanede ve anestezi altında (lokal veya genel) gerçekleştirilir. Alınan yağlar saflaştırıldıktan sonra özel iğneler ile deri altına enjekte edilirler. Güvenilirlik ve etkisi kanıtlanmış olan bu yöntemi Prof. Dr. Ege Özgentaş sık olarak uygulamaktadır.

Yapay olarak üretilen maddeler:

Laboratuvarlarda üretilen sentetik maddelerin dolgu amacı ile kullanılması pratik bir çözüm sağlar. Bu maddelerin başında hiyalüronik asit (HA) ve Poli L Laktik Asit gelir. Verilmeye hazır olarak enjektörlerin içinde satıldıkları için kullanımları pratiktir. Poliklinik şartlarında uygulanabilirler. Ancak her iki madde de vücut tarafından bir süre sonra tamamen yok edilmekte yani yapıldıkları bölgede zamanla eriyip kaybolmaktadırlar. Son zamanlarda erimeyen kalıcı maddeler de piyasada bulunmaktadır. Fakat vücut için yabancı cisim olarak kabul edilen bu maddelerin sorun çıkardıkları takdirde tedavileri güç olmaktadır.

Kan ve İçindeki Maddeler:

Son yıllarda “Vampir Yüz Germesi (Vampire Face Lift)” veya “Kök Hücre Yüz Germesi (Stem Cell Face Lift)” gibi isimler altında sunulan güzelleştirici enjeksiyon yöntemleri ortaya çıkmıştır. Burada hastanın kanı alınarak laboratuvara gönderilir. Çeşitli işlemler sonucu kan içindeki bazı maddeler (kök hücreler, plateletler, büyüme faktörleri vs.) yoğun olarak bir sıvı içinde toplanır ve bu zenginleştirilmiş sıvı deri altına enjekte edilerek deride yenilenme sağlanır. Fibroblastlar (deride bulunan özel hücreler) da bu iş için kullanılmaktadırlar. Kulak arkasıdan deri parçası alınarak içindeki hücreler ayrıştırılıp çoğaltılır ve daha sonra özel bir sıvı içinde deri altına enjekte edilir. Henüz çok yeni olan bu metodların etkinlikleri bilimsel olarak kanıtlanmaya muhtaçtır.