Önemli Bir Burun Bozukluğu: Dudak Yarığı Burnu

Cleft Lip Nose (CLN)

Dudak yarığı nasıl bir bozukluktur?

Dudak yarığı (bilimsel adı ile cleft lip) her toplumda belli sıklıkta görülen bir doğuştan bozukluktur. Günümüzde dudak yarıkları başarılı bir şekilde tedavi edilebilmektedir. Ancak birçok doğuştan bozuklukta görüldüğü gibi dudak yarığı da yalnız üst dudağı ilgilendirmez. Ayni zamanda üst dişleri ve burun ucunu da ilgilendirir. Başlangıçta burundaki bozukluklar tam olarak farkedilemeyebilir. Bunun en önemli nedeni burun gelişmesinin adolesandan sonra 16-18 yaşlarında tamamlanmasıdır. Bu yüzden başlangıçta yani onarım yapıldıktan sonra mükemmel gibi görünen bir üst dudak ve burun çocuk büyüdükçe farklı bir şekle dönüşerek uygun olmayan bir görüntü oluşturabilir.

Yukarıdaki resimlerde üst dudak sağ tarafında mevcut dudak yarığı izlenmektedir. Onarım sonrası burunda belirgin bir şekil bozukluğu mevcut değildir.

Dudak yarığı burnu (CLN) nasıl bir bozukluktur?

Bu yazıda dudak yarıkları ve onların tedavisinden bahsetmeyeceğiz. Ama hemen hemen her dudak yarıklı çocuk erişkin yaşa geldiğinde dudak tedavileri zamanında yapılmış olsa bile çok ciddi bir burun sorunu ile karşılaşır. Bunun nedeni üst dudak, üst dişlerin ortadaki kısmı ve burun kıkırdağının dişlere yakın kısımlarının döllenmiş yumurtanın ileri dönemlerinde ortaya çıkan birbirine yakın bölgelerden gelişmesidir. Üst dudak ve burun 3 ayrı tabakanın birbirine yapışması ile oluşur. Ortada üst kesici dişler ile dudağın tam orta kısmı yanlarda ise köpek dişleri ve daha sonraki dişler ile üst dudağın yan kısımları bulunur. Yapışma bozukluğunun sağda veya solda olmasına bağlı olarak burnun sağ veya sol yarımında burun deliği ve kanatları civarında tipik bir görüntü ortaya çıkar. Bütün dudak yarıklılarda ayni görüntü ortaya çıktığı için buna “Dudak Yarığı Burnu” veya tıbbi adı ile CLN (cleft lip nose) adı verilir. Bu daha çok estetik bir sorun yaratır ama yüzün tam ortasında ve saklanamaz durumda olduğu için ciddi psikolojik problemlere yol açabilir. Dudak yarığı burnunda yarık tedavisi yapılan tarafta burun deliği daha yayvan ve geniştir. Burun deliğinin üst kısmındaki deri diğer tarafa göre daha aşağıdadır ve bu taraftaki kıkırdak hem daha aşağıda yerleşmiştir hem de kıvrımı yetersizdir. Yarık taraftaki burun deliği normal tarafa göre daha basık görünür.

Yukarıdaki resimde bebekken sağ dudak yarığı onarılmış bir erişkini görmektesiniz. Burundaki belirgin dudak yarığı burnu (CLN) deformitesini izlemektesiniz.

CLN (dudak yarığı burnu) tedavisi nasıl yapılır?

Sıradan bir burun estetiği ameliyatında genellikle burun yapıları normal yerlerindedir ancak şekil istenildiği gibi değildir. Bu nedenle traşlamalar veya küçük değişiklikler ile iyi bir sonuç elde edilebilir. Buna karşılık dudak yarığı burnu düzeltilmesi için iki tarafta bulunan farklı şekildeki ve yerleşimdeki kıkırdakların birbirine eşit konum ve şekle getirilmesi ayrıca burun ucu derisindeki fazlalığın da giderilmesi gerekir. Bu işlem estetik bir burun ameliyatından çok rekonstrüktif yani yeniden oluşturma ameliyatıdır. Bu bozukluğun düzeltilmesi için rekonstrüktif cerrahinin prensiplerinin çok iyi bilinmesi ve usta kişilerin yanında kazanılmış bir deneyim gerekmektedir.

CLN tedavisinin yaşı

Dudak yarığı onarımı yapılır iken burun yapılarına da bazı müdahalelerde bulunularak ileride dudak yarığı burnu deformitesinin çıkmasının engellenmesi için çeşitli çalışmalar yapılmıştır. Buradaki zorluk kıkırdak yapıların gelişmesinin daha ileri yaşlarda ortaya çıkmasıdır. Bu gelişme ortaya çıkmadan nasıl bir bozukluk olacağı bilinemez ancak tahmin edilebilir. Tahmine dayalı olarak yapılacak bir düzeltme ileride istenilen sonucu vermeyebilir. Kimi cerrahlar çocuk 6-8 yaşlarında iken bir düzeltme ameliyatı yapılmasını önerirler. Ancak bu yaşlarda yapılan ameliyat ne kadar iyi bir düzelme sağlarsa sağlasın ileri yaşlarda büyüme ile birlikte yeniden görüntü bozuklukları oluşabilmektedir. Bu nedenle pek çok cerrah CLN (cleft lip nose – yarık dudak burnu) onarımını büyüme tamamlandıktan sonra yapmayı tercih etmektedir. Ayrıca gelişme tamamlandıktan sonra eğer gerek var ise (ki genellikle vardır) CLN ile birlikte burun estetiği ameliyatı da ayni anda yapılabilir.

Dudak yarığı burnu tedavisi hangi bölüm tarafından yapılır?

Dudak yarıklı kişilerin toplumda huzurlu bir yaşama kavuşmaları için yalnız üst dudaklarındaki yarığın kapatılması yetmez. Dişler çıkmaya başladığı andan itibaren bunların düzgün gelişmelerinin sağlanması, çene kemiklerindeki düzensizliklerin giderilmesi gerekir. Bu işlem diş hekimliğinin bir dalı olan ortodonti bölümünce yapılır ve yıllarca sürer. Erişkin yaşa gelen hastaların da düzeltici bir burun ameliyatı olmaları estetik açıdan kaçınılmazdır. Normal burun estetiğinden daha zor olan ve daha fazla ustalık isteyen dudak yarığı burnu ameliyatı yalnızca diplomalı ve deneyimli “Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi” uzmanları tarafından yapıldığında başarılı sonuçlar alınır.

Burun Estetiğinin Korkulu Rüyası: Tampon

Estetik burun ameliyatları eskisi kadar olmasa bile hala sık yapılan estetik ameliyatlar arasındadır. Ancak ameliyat sonrası iyileşme döneminin göreceli olarak uzun olması ve ağrılı olup olmadığının iyi anlaşılamaması adaylar arasında tereddütler yaratmaktadır.

15-20 yıl önce yapılan estetik burunlarda ameliyat sonrası burun deliklerine tampon konulması nerede ise rutin bir uygulama idi. Bunun birkaç nedeni vardı: Ameliyat sonrası olası burun kanamasını önlemek, eğer burun orta direği (septum) ile oynanmış ise bunun ortada düzgün durmasını sağlamak, kırılan burun kemiklerinin gereğinden fazla ortaya ilerlemesine mani olmak, burun içinde yapışıklıkları önlemek bunlardan bir kaçı idi. Burun içine konulan tamponlar en az 3 gün tutulurdu. Bu süre içinde hasta burundan nefes alamadığı için çok sıkıntı çekerdi. Ayrıca tamponların çekileceği sırada tampon ile burun dokuları arasında yapışıklıklar olduğu için çıkarma işlemi ağrılı ve hatta kanamalı olabilirdi. Burun deliğinden uzun bir şeridin çekilerek çıkartılması görsel olarak hastada uzun süre unutmayacağı psikolojik bir stres olarak hafızasına kaydedilirdi. Özellikle tampon çıkartılma olayını hastaların çevreye biraz da abartarak anlatmaları bir tampon korkusunun efsaneleşmesine yol açmıştır.

Bize estetik burun ameliyatı için başvuran hastaların en çok sorduğu soru buruna tampon konulup konulmayacağıdır. Bunun nedeni daha önce ameliyat olan arkadaşlarından öğrendikleri tampon çekilmesi sırasındaki ağrı korkusudur. Biz “hayır tampon koymayacağız” dediğimizde önce inanmak istememekte sonra da çok rahatlamaktadırlar.

Daha önceki yazılarımızda da belirttiğimiz gibi modern burun estetiği (rhinoplasty) ameliyatlarında artık burun tamponu kullanmaya gerek kalmamıştır. Bunun nedenlerini söyle sayabiliriz: Ameliyatlarda yalnız değiştirilmesi planlanan bölgelere ulaşacak kadar bir kesi yapılmakta ve normal burun dokularına hiç dokunulmamaktadır. Gereksiz hiçbir doku çıkartılmamaktadır. Bu nedenle toplam yaralanmış bölge sınırlı kalmakta ve ameliyat sonrası kanama riski nerede ise yok denecek kadar az olmaktadır. Burunda eğriliğe yol açan orta direk yani septum olabilecek en küçük manevralar ile düzeltilmekte ve yapısı mümkün olduğu kadar korunmaktadır. Septum ile ciddi düzeyde oynanmış ise iki tarafına silikondan yapılmış son derece yumuşak ve tahriş yapmayan bir veya iki mm kalınlığında plaklar yerleştirilmektedir. Bu silikon plaklar baskı ve tahriş yapmadıkları için yerleştirildikleri yerde haftalarda hiç sıkıntı yaratmadan kalabilmektedir. Çok ince oldukları için burun deliği daralmamaktadır. Nefes almada hiç zorluğa yol açmadıkları gibi burun temizliğinin yapılmasına engel de olmamaktadırlar. Burun perdesinin (septum) kenarlarını kapattıkları için burun içi yapışıklıklara engel olmaktadırlar. Hasta burnunda silikon bir plağın varlığını hissetmediği gibi çıkarılırken de hiç bir acı duymamaktadır.

Ayrıca bu silikon plakların burunda ciddi eğriliği olan sınırlı sayıda hastada kullanıldığına da vurgu yapmakta yarar vardır. Estetik burun ameliyatı geçiren hastalarımızın büyük çoğunluğunda ameliyat sonrası burun deliklerini açık bırakmakta ve içeriye hiçbir şey koymamaktayız.

Özetleyecek olursan burun estetiği düşünen ve burun tamponundan korkan hastalarımıza iyi haberlerimiz var. Genel olarak estetik burun ameliyatı sonrası burun deliklerini açık bırakıyoruz. İhtiyaç duyan sınırlı sayıda hastada ise burun içine yumuşak silikon plakalar yerleştiriyoruz. Hasta bu plakaların varlığını hissetmediği gibi çıkartılırken de hiçbir acı duymamaktadır.

Günümüzde rhinoplasti ameliyatları ve sonrası artık ağrısız diyebileceğimiz kadar rahat geçmektedir.

Silikon plakaların ne olduğunu ve nasıl çıkartıldıklarını izlemek isterseniz bu videoyu tıklayabilirsiniz: (Video izle)

Burun Estetiği Güncelleniyor

Hala dünyada en sık yapılan estetik ameliyatların başını çeken burun estetiği ciddi bir değişim geçirmektedir. Dünyada estetik cerrah sayısının artması ve burun ameliyatlarının ucuzlayarak yaygınlaşması güzel burun anlayışını da değiştirmiştir. Eskiden yalnız ayrıcalıklı kişilerin yaptırabildiği abartılı burun ameliyatları “farkedilme”, “dikkati çekme”, “sınıf göstergesi” gibi mesajlar vermeye yönelik iken günümüzde “farkedilmeden doğal ve güzel görünme” anlayışı ile yaptırılmaktadır. Toplum doğal olmayan komik görüntüler ile “statü kazanılmayacağını” öğrenmeye başladı.

Aşağıda Prof. Dr. Ege Özgentaş ile burun estetiği üzerine yapılan bir söyleşinin videosu bulunmaktadır.

 

Burun ameliyatı

Son 10 yıla kadar estetik ameliyat denilince ilk akla gelen burun estetiği ameliyatı oluyordu ve insanlar bunu kısaca “burun ameliyatı” olarak adlandırıyorlardı. Burun ameliyatlarının çok yapılmasının nedeni hangi kültürden olursa olsun ve giyim tarzı nasıl olursa olsun yüz bölgesinin iletişimde önemli bir bölge olmasıdır. Karşımızdaki ile konuşurken gözlerine bakarken farkında olmadan burnunu da incelemekteyiz. Burun şeklinden memnun olmayan kişiler bunu çok iyi farketmekte ve rahatsızlık duymaktadırlar.

Burun ile yüz arasındaki uyumun önemi çok eskiden beri bilindiğinden burun estetiği hemen hemen ilk ortaya çıkan estetik ameliyattır diyebiliriz. Burun ameliyatları önceleri büyük burunların küçültülmesi amacı ile yapılmıştır. Burada amaç iri, geniş, uzun burunların daha küçük hale getirilmesi idi. İlk zamanlarda yapılan burun ameliyatlarında hemen her vakada burun ucunu oluşturan kıkırdaklar kesilerek kısaltılır ve enleri inceltilir, burun sırtındaki kemik alınır ve burun uzunluğu kısaltılırdı. Bu şekilde her hastaya uygulanan ayni teknik bir süre sonra tipik bir “estetikli burun” görüntüsünün oluşmasına yol açıyordu.

Estetik burun ameliyatlarının ilk yapıldığı yıllarda ücretleri oldukça yüksek idi ve yapabilen kişilerin sayısı da azdı. O yıllarda “ameliyatlı burun” görüntüsüne sahip olmak bazıları için bir ayrıcalık idi ve özellikle bu şekilde farkedilmek hoşlarına gidiyordu.

Günümüzde sosyal yaşam hızla değişmekte ve sağlık alanındaki ilerlemeler birçok ameliyatın (estetik burun da buna dahil) daha fazla cerrah tarafından ve daha ucuz olarak yapılabilmesine olanak tanımaktadır. Günümüzde güzellik anlayışı da değişmektedir. Artık herkes tarafından farkedilen ameliyatlı burun görüntüsü eskisi gibi rağbet görmemektedir. Tersine yüze uyumlu ve doğal görünen burunlar tercih edilmektedir.

Doğal güzelliğe dönüş burun ameliyatlarında önemli değişikliklere yol açtı. Eskiden her hastada ayni şekilde kemik ve kıkırdak çıkartarak yapılan ameliyatların yerine hastaya göre düzenlenen ameliyatlar yapılmaya başlandı. Yeni burun estetiği anlayışına göre bir burunda nelerin değişmesi gerekiyor ise yanlız o bölgelere dokunulmaya başlandı. Ayrıca bazı kişilerde kemik ve kıkırdak çıkartma yerine tersine kemik ve kıkırdak ilave edilmeye başlandı. Bazı burunlarda da fazla olan bölgelerden çıkartılan kemik ve kıkırdaklar ihtiyaç duyulan başka kısımlara taşınmaya başlandır. Bu şekilde kişiye göre planlanan burun ameliyatları eskilerine göre daha güzel sonuçlar vermeye başladı.

Gelişen anestezi teknikleri ve yeni aletler ameliyat sonrası sıkıntıları da çok azalttı. Eskiden hemen hemen her burun ameliyatından sonra burun deliklerine tampon konulurken günümüzde burun ameliyatlarında tampon nadir olarak konulmaktadır. Ameliyat sırasında yalnızca ihtiyaç duyulan bölgelere müdahale yapıldığından yaralanma daha az olmakta bunun sonucu olarak da ameliyat sonrası ağrı çok az olmakta ve iyileşme hızlanmaktadır.

Günümüzde burun ameliyatlarında çok önem verilen bir husus da burun işlevlerini (fonksiyonlarını) bozmamaktır. Burun içindeki her kemik ve kıkırdağın bir görevi olduğu unutulmamalı ve burun iskeleti elden geldiğince korunmalıdır. Burun kıkırdak ve kemiklerinde yapılacak gereksiz çıkartma ve kesmelerin burun görevlerinde ciddi bozukluklar yapma tehlikesi vardır. Biz Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahlar yaptığımız ameliyatlarda güzellik-işlev (fonksiyon) dengesini sürekli korumak zorundayız. Güzel görünmesi uğruna nefes alma işlevi azalmış bir burun nasıl rahatsızlık yaratıyor ise daha iyi nefes aldırmak için burun şeklinin bozulması da ayni derecede rahatsızlık yaratır.

Burun ameliyatları zor ameliyatlar grubundadır. Bunun nedeni ameliyatın tehlikeli veya güç olmasından kaynaklanmamaktadır. Çıkartılacak veya ilave edilecek kıkırdak veya kemikteki bir milimetrelik bir değişiklik çok belirgin görüntü değişikliklerine yol açabilmektedir. Eğitimli her cerrahl burundan kemik veya kıkırdak çıkartabilir. Önemli olan bunları çıkartmak değil ne kadar çıkartılacağına karar vermektir. İşte bu konuda doğru kararın verilebilmesi gerçek bir deneyim ve sanat görüşü istemektedir. Bu deneyimi kazanmak uzun yıllar alabilmektedir.

Son yıllarda çok tartışılan bir konu da burun estetiğini hangi branşın yapmasının uygun olduğudur. Kulak Burun Boğaz anabilim dalı burun bölgesinin hastalıkları ile uğraşmakta ve çeşitli işlevsel ameliyatlar yapmaktadır. Ancak burun estetiği ayrı bir konudur ve Plastik Rekonstrüktif Estetik Cerrahi anabilim dalının işidir. Burun estetiğinde hiçbir hastalığı olmayan sağlıklı bir burun opere edilmektedir ve ameliyat sonrası hem sağlıklı hem de güzel bir burun elde edilmesi beklenmektedir. Bu sanıldığı kadar basit bir iş değildir. Konuya meraklı olanlar bazılarının burun estetiğinden sonra yüzlerine uymayan bir buruna sahip olduklarında yaşadıkları derin hayal kırıklığı ve üzüntüyü çok iyi bilmektedirler. Bunu yaşamamak için doğru hekim seçimi çok önemlidir.

Estetik bir nedenle burun ameliyatı olmak istiyor iseniz Sağlık Bakanlığından Diplomalı bir “Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı”na başvurmanızı öneririz. Türk Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Derneği üyesi olmak hekim seçiminiz için ek bir tercih olmalıdır.

İlgili bağlantılar:

Burun Estetiği Hakkında Sık Sorulan Sorular

Burun estetiği hala dünyanın bir çok ülkesinde en sık yapılan estetik ameliyatlar arasında yer almaktadır. Bu operasyonu geçirenler deneyimlerini arkadaşları ile paylaşmakta ve konuya ilgi duyanlar bu paylaşımları kulaktan kulağa yayarak birbirlerini bilgilendirmeye çalışmaktadırlar.

Ameliyat olanlar kadar ameliyat olanların arkadaşlarının kendi duyguları ve gördüklerini paylaşmaları da önemli bir fikir havuzu oluşturmaktadır. Ancak bu fikir ve görüşler ne kadar doğruları temsil etmektedir?

Pek çok kişi yeni burun ameliyatı geçirmiş biri ile karşılaştığında burun üzerindeki alçı ve bandajlar ile göz çevresindeki morlukları gördüğünde kişinin büyük bir ızdırap içinde olması gerektiğini düşünmekte bazıları sırf bu görünü yüzünden ameliyat olmaktan vazgeçebilmektedir.

Prof. Dr. Ege Özgentaş estetik burun ameliyatlarındaki 30 yılı aşkın deneyimi ile burun estetiği hakkında hastalarının en sık sorduğu soruları ve kendisinin verdiği yanıtları aşağıda söyle özetlemektedir:

Burun estetiği ne kadar ağrılıdır?

Ameliyat sonrası ağrı genellikle kesilen ve kırılan dokuların miktarı ile doğru orantılıdır. Ameliyat sırasında ne kadar az doku hasar görmüş ise ameliyat sonrası ağrı o kadar daha az olacaktır. Eskiden bütün burun ameliyatlarında standart (yani önceden belirlenmiş ve hemen hemen herkeste ayni olan) bir teknik kullanılmakta idi. Her ameliyatta burnun derisi geniş olarak kemik ve kıkırdaklardan ayrılmakta, septum denilen burnun orta direğinin kıkırdakları etrafındaki mukoza denilen örtüden sıyrılarak serbest hale getirilmekte ve ucu ile sırtı traşlanmakta, herkeste burun ucunu oluşturan kıkırdaklar önemli ölçüde inceltilmekte ve burun orta kısmını oluşturan kıkırdakların da hem uç kısımları hem de üst kısımları traşlanmakta idi. Burun kemikleri  törpülenir veya düzeltilirken alt taraflarını kaplayan örtü (tıp dilinde mukoza adı verilir) genellikle zedelenmekte ve yırtılmakta idi. Bütün bu yaralanmalar ameliyat sonrası bir miktar ağrı oluşturmakta idi. Son 10 yılda burun estetiğinde önemli değişmeler oldu. Artık burun ameliyatları en az kesi ve en az zedelenme ile yapılmaktadır. Ameliyat öncesi burunda hangi kısımların değişirilmesi gerektiği ameliyat öncesi belirlenmekte ve ameliyatta yalnız bu bölgelere ulaşmaya yetecek kadar küçük kesiler yapılmaktadır. Gereksiz yere bütün burun yapılarının orijinal konumları ve bağlantıları bozulmadığından ameliyat sonrası yok denecek kadar az bir ağrı olmaktadır. Prof. Dr. Ege Özgentaş’ın hastalarının önemli bir kısmı ameliyattan sonra ağrı kesici kullanmaya gerek duymadıklarını belirtmektedirler. Dr. Özgentaş da hastalarına ağrı duymadıkları takdirde ağrı kesici kullanmamalarını önermektedir. Günümüzde burun estetiği pratik olarak ağrısız veya çok az ağrılı bir ameliyat konumundadır.

Ameliyat sonrası burun ucunun düştüğü söyleniyor doğru mu?

Pek çok kişi ameliyat sonrası burun ucunun kalkık görünmesini ister. Burun ucunda yapılan işlemler başlangıçta belirli bir kalkıklık sağlar. Ancak alt yapı iyi ayarlanmamış ise ameliyat sonrası erken dönemde kalkık görünen burun ucu birkaç hafta sonra şişlerin inmesi ile gerçek şeklini alır. Bu son şekil hastanın istediği gibi değil ise genellikle “başlangıçta burun ucum güzeldi ama sonra düştü” şeklinde ifade edilir. Burada düşme kalkık olan burun ucunun daha inik bir hale gelmesi anlamında kullanılmaktadır. Ameliyattan bir süre sonra burun ucunun kalkıklığının önemli ölçüde azalmasının en büyük nedeni ameliyat planlamasının veya uygulamasının iyi yapılmamasıdır. Güzel yapılmış burunlarda şişler indikten sonra bile burun şekli güzelliğinden bir şey kaybetmez. İyi planlanarak şekillendirilen burun ucu zamanla düşmez.

Ameliyat sonrası buruna neden alçı ve bandaj yapılmaktadır?

Bir eklemimiz burkulduğunda şiştiğini hepimiz farketmişizdir. Ayni şekilde yüzümüze darbe aldığımızda da o bölge şişer. Her yaralanan bölgede belli miktarda vücut sıvısı toplanır. Buna ödem adı verilir. Burun ameliyatı sonrası da deri ile kemik ve kıkırdaklar arasında sıvı toplanması olur. Özellikle yumuşak olan gözkapakları buruna komşu oldukları için buradaki şişme kolaylıkla gözkapaklarında yayılır ve görünür bir şişlik bazan da morluk (tıp dilinde ekimoz adı verilir) oluşturur. Burun sırtına konulan bandaj mekanik baskı etkisi ile deri altındaki boşluğu azaltır ve şişmeyi bir miktar önler. Burun estetiğinde genellikle burun kemiklerini kırmak ve yerlerini değiştirmek gerekir. Bu işlemden sonra burun sırtına konulan alçıdan kalıp hem kemiklerin kımıldamadan yerlerinde sabit kalmalarını sağlar hem de mekanik bası etkisi ile şişmeyi azaltır. Prof. Dr. Özgentaş kemiklerin kırılmadığı burun estetiği ameliyatlarında alçı kullanmamakta yalnız bandaj yapmaktadır.

Burun estetiği sonrası ne zaman çalışmaya başlayabilirim?

Günümüzde burun estetiğinden birkaç saat sonra hasta ayağa kaldırılmakta, normal yemeğini yemekte ve baş dönmesi yok ise zorlamadan günlük işlerini yapmasına izin verilmektedir. Hastaların çoğu ağır iş yapmamak ve fazla yorulmamak kaydı ile ameliyattan bir gün sonra bile çalışabilirler. Ancak ameliyat sonrası burundaki (varsa) alçı ve bandajlar ile göz çevresindeki şişlik ve (varsa) morluk etraftakilerde rahatsız edici bir izlenim bırakmaktadır. Genellikle sosyal nedenlerden hastalara en az bir hafta toplum içinde fazla görünmemeleri önerilmektedir. Prof. Dr. Özgentaş burun sırtındaki alçıyı bir hafta sonra çıkartmakta ve yerine daha az genişliği olan bir  bandaj koymaktadır. Bu bir hafta zarfında göz çevresindeki şişlik ve (varsa) morluk ta önemli ölçüde azalmakta veya kaybolmaktadır. Bu bakımdan bazı hastalar ameliyattan bir hafta sonra burun sırındaki küçük bir bandaj ile işbaşı yapabilmektedir. Dr. Özgentaş bütün hastalarında iki hafta sonra bandajların tamamını alarak işbaşı vermektedir. Özetleyecek olursak burun estetiğinden iki hafta sonra kişi normal işine ve yaşamına dönebilir.

Burun estetiği sonrası burnumu ne kadar süre ile korumalıyım?

Burun estetiği sonrası kemik ve kıkırdaklar iki hafta sonra oldukça ciddi bir sağlamlığa ulaşırlar. Bu sağlamlık giderek artar ve 3 ay sonra kırılmamış durumdaki sağlamlığa yakın bir hal alır. Öyle düşünüldüğü gibi ameliyat sonrası ilk aylarda hafif bir darbe ile burnun kırılması ve eğrilmesi mümkün değildir. Ancak ciddi darbeler ameliyat sonrası kırılmalara yol açabilir. Kuvvetli darbelerin hiç ameliyat geçirmemiş burunları da kıracağı unutulmamalıdır. Burun ameliyatlarından sonra arasıra görünen bir istenmeyen durum (komplikasyon) burun kanamalarıdır. Aşırı zorlama ve ıkınma kan basıncını arttırarak burun kanamalarına neden olabilir. Bu nedenle ameliyat sonrası ilk 2 hafta hastalara aşırı zorlamalardan ve ıkınmadan kaçınmaları, başlarını yere eğerek bir şeyler aramamaları önerilir. Hapşırık gelirse içlerinde tutmadan havanın rahatça ağızdan çıkabileceği şekilde hapşırmaları istenir. Dr. Özgentaş hastalarına ağrı duymadıkları hareketleri yapmalarını ama ağrıya yol açan hareketlerden kaçınmalarını önerir. Örnek verirsek kişi ameliyat sonrası burnuna dokunduğunda artık ağrı duymuyor ise rahatça burun içine su çekerek burnunu temizleyebilir. Bu süre kimilerinde 3 hafta olabileceği gibi bazı hassas kişilerde 6-8 haftaya kadar uzayabilir.

Ameliyat sonrası burnuma tampon konulacak mı? Tampon çekilirken çok ağrı olur mu?

Eskiden burun ameliyatları sonrası kanamayı önleyeceği düşünülerek herkeste burun deliklerine tampon yerleştirilir ve en az 3 gün burada tutulurdu. Günümüzde pek çok meslektaşı gibi Prof. Dr. Ege Özgentaş da burun estetiği sonrası genellikle buruna tampon koymamaktadır. Ameliyat sonrası burun delikleri açık olan ve buradan nefes alabilen hasta çok rahatlamaktadır. Bunun tek istisnası burun içinde deviasyon dediğimiz önemli hava yolu tıkanmasına neden olan eğriliklerdir. Burun ortasındaki septum adı verilen kıkırdak perde çeşitli nedenler ile bir tarafa doğru yatabilir ve hava yolunu daraltarak veya tıkayarak burundan zor nefes alınmasına neden olabilir. Bu durumlarda ortadaki kıkırdağa (septuma) bazı düzeltici işlemler yapılır. Daha sonra kıkırdak perdenin (septumun) düzgün şekilde iyileşmesi için ona iki tarafından destek vermek gerekir. Bu destek yumuşak silikon plakalar ile verilebilir ve kişi bu silikon plakaların etrafından rahatça nefes alıp verebilir. İhtiyaca göre bu silikon plakalar bir hafta ile üç hafta arasında burun içinde kalır. Silikon plakalar ağrısızdır ve hasta bunların burun içindeki varlıklarını bile hissetmez. Çıkartılmaları da çok kolay ve ağrısızdır. Bu silikon plakalar ile verilen desteğin yalnızca burun içinde deviasyonu olan az sayıda hastada kullanıldığını tekrarlamakta yarar vardır.

Ameliyat sonrası burnumun görüntüsü ne zaman son şeklini alır?

Burun estetiği sonrası bir miktar şişlik olacağından bahsetmiştik. Ameliyat sonrası ikinci hafta şişlik önemli ölçüde azalır ve kişi normal hayatına döner ancak tamamen kaybolmaz. Ameliyat sonrası birinci ay şişlik azalmış ve burun normaline %75 ölçüde dönmüştür. Ameliyat sonrası 3. ayda burun normal şeklinin %90 nına ulaşır. 1 ve 3 ay arasındaki değişimi hasta zor farkeder. 3. aydan sonra da burunda hafif değişmeler olur ve bunlar yıllarca sürer. Bu değişiklikler genelikle hasta ve çevresi tarafından farkedilmez ve yalnız fotoğraflar incelendiğinde anlaşılır. Ameliyattan sonra alçılar açıldığında hemen hemen her burun güzel görünür. Ancak kusurlar ameliyat sonrası birinci ayda farkedilmeye başlar ve 3. ayda belirgin hale gelir. Deneyimli ellerde güzel yapılmış bir burun yıllar içinde hafif değişikliklere uğrasa da doğallığı değişmez ve 15-20 yıl sonra bile güzelliğini korur. Deneyimsiz ellerde veya uygun olmayan teknikler ile yapılmış burun ise ameliyattan sonra 3. ayda hatalarını göstermeye başlar ve yıllar ilerledikçe görüntü doğal olmayan ameliyatlı burun görüntüsüne döner.

Ameliyattan sonra koku alma duyum azalır mı?

Hayır azalmaz. Koku duyusunun azalması için burnun derinlerindeki beyine yakın kısımlarda bir hasar oluşması gerekir ki bu da deneyimli ellerde yapılan bir ameliyatta yok denecek kadar düşük bir ihtimaldir.

Narkozdan korkuyorum burun estetiği narkozsuz yapılablir mi?

Evet yapılabilir. Ancak Prof. Dr. Ege Özgentaş ameliyatlarını genel anestezi altında yani tam uyutarak yapmayı tercih etmektedir. Bunun çeşitli nedenleri vardır. Birincisi günümüzde genel anestezi (yani narkoz) son derece güvenli hale gelmiştir. Artık hastayı uzun süre uyutmak veya arka arkaya anesteziye almak eskiye göre çok daha kolaydır ve riskler önemli ölçüde azalmıştır. Genel anestezi hasta için çok rahattır. Hasta yalnızca hiçbir ağrı hissetmeden uykuya daldığını ve uyandığını hatırlamakta ve ameliyat sıkıntısını hiç yaşamamaktadır. Lokal anestezi altında özellikle ameliyat uzadığında hasta sıkıntı duymaya başlayabilmekte ve bu da stresini arttırarak kanamasını arttırabilmekte bu ise cerrahın içini zorlaştırabilmektedir. Buna karşılık küçük ve kısa süreli burun ameliyatları rahatlıkla lokal anestezi altında (yani tam uyutmadan) yapılabilir.

Burun estetiği sonrası sinüzitim ve baş ağrılarım veya horlamam düzelir mi?

Burun estetiği sinüzit, horlama veya baş ağrısı tedavisi için yapılmaz. Ancak estetik burun ameliyatlarında burunda görünen eğrilikler var ise iyi bir sonuç almak için bu eğriliklerin düzeltilmesi gereklidir. Bazı olgularda burun içinde yapılan bu düzeltmeler kişiyi rahatlatabilmektedir. Kural olarak sinüzit, horlama veya başağrısı gibi hastalık veya şikayetlerin tedavisi ilgili branşlardaki hekimler tarafından yapılmalıdır ve bu tür tedavi edici ameliyatlarda burun şeklinde bir düzelme yani estetik bir sonuç beklenmemelidir.

Burun şeklimin sevdiğim bir artistin burnu gibi olmasını istiyorum. Bu mümkün mü?

Herkesin kendine göre bir güzelliği vardır ve her güzel kişinin burnu ayni görünümde değildir. Başka bir deyişle bazı yüzler burun büyük olduğu halde güzel görünebildiği gibi bazı yüzlerde küçük bir burun olduğu halde güzel bir görüntü olmayabilir. Güzellik ölçülerle değil çevredeki yapılarla olan uyuma göre değerlendirilir. Bu nedenle Prof. Dr. Ege Özgentaş her hastada yüz yapılarına göre ayrı bir burun şekli planlamakta ve asla belirli kalıpları kullanmamaktadır. Elinde bir resim ile gelerek “böyle bir burun istiyorum” diyen hastalarda yüz yapıları incelenmekte ve istekleri gerçekci değil ise bu durum kendilerine anlatılmaktadır. Hasta arzu ettiği takdirde bilgisayarda en uygun burun şeklinin birlikte planlanması önerilmektedir.

Ameliyat sonrası burun şeklim istediğim gibi olmaz ise ne yapılabilir?

Her estetik cerrah ameliyatlarında elinden gelen bütün özeni göstererek en iyi sonucu almaya çalışır. Ancak bazı burun estetiklerinde ne kadar özenli çalışılırsa çalışılsın beklenen sonuç alınamayabilir. Dünyanın en deneyimli estetik cerrahlarında bile sonucun istenildiği gibi olmama ihtimali %10 dur. Yani her 10 burun ameliyatından birinde ne kadar dikkat edilirse edilsin sonuç beklendiği kadar güzel olmayabilir. Bu durumda yapılabilecek tek şek makul bir süre sonra tekrar yeni bir burun ameliyatı yapmaktır. Bu makul süre genellikle ilk ameliyattan bir yıl sonrasıdır. Daha iyi bir sonuç almak için ilk ameliyattan iki yıl sonra düzeltme ameliyatının yapılması önerilir. Bu düzeltme ameliyatları lokal anestezi ile yapılan küçük bir işlem olabildiği gibi ilk ameliyatın tekrarlanması şeklinde büyük bir ameliyat da olabilir. Genellikle bu tür düzeltme ameliyatlarında hastadan yalnızca hastane masraflarını ödemesi istenir ve doktor parası alınmaz. Bu tür istenmeyen sonuçlar doktor hatasından ziyade elde olmayan nedenler ile (kıkırdakların iyileşirken şekil değiştirmesi veya bazı kıkırdakların zamanla beklenmeyen şekilde erimesi gibi) ortaya çıktığı için önlenmesi mümkün olmayan aksilikler olarak değerlendirilmelidirler.

İlgili bağlantılar:

Burun Estetiğinde Türk Lokumu Yöntemi

Burun estetiği en iyi tanınan ve çok sık uygulanan bir estetik ameliyattır. Burun ameliyatları önceleri tıkanıklıkları açarak daha iyi nefes almayı sağlamak amacıyla geliştirilmiş ancak daha sonra estetik bozuklukları da düzeltecek şekilde ilerletilmiştir.

İlk ortaya çıktığından bugüne burun estetiği büyük değişiklikler geçirmiştir. Bunun en önemli nedeni estetik olarak iyi sonuçlar alınsa da bazı kişilerde ameliyat sonrası doğal olmayan “estetikli burun” görüntüsünün ortaya çıkmasıdır. Burun çok ince kıkırdak ve kemiklerin özel bir şekilde bir araya gelerek oluşturduğu bir kubbeye sahiptir. Kemik kısım burun köküne destek olurken kıkırdak kısımlar buruna esneklik sağlar ve burun deliklerinin sürekli açık kalmasına yardımcı olurlar. Burun estetiği sırasında genellikle kemik ve kıkırdaklar kesilmekte veya değiştirilmektedir. Bu değiştirme işlemi burun kubbesinin hassas yapısını bozmakta ve bazı hastalarda sonradan doğal olmayan bir görüntünün ortaya çıkmasına neden olabilmektedir. Bu sorunu gidermek için çeşitli yöntemler denenmiştir. En sık kullanılan yöntemler ameliyat sonrası burun sırtındaki bazı bölgelere kıkırdak destekler yerleştirilmesidir. Hernekadar sonradan yerleştirilen kıkırdak çubuk destekleri burundaki olası düzensizlikleri giderse de burun derisinin çok ince olması bu kıkırdakların sonradan farkedilmesine yol açabilmekte ve bu da estetiği bozmaktadır. Ayrıca ne kadar dikkatli yerleştirilirse yerleştirilsin kıkırdaklar zamanla kayabilmekte veya simetrik olmayabilmektedir.

Bu soruna en etkin çözüm bir Türk Plastik Cerrahı Prof. Dr. Onur Erol tarafından bulunmuştur. Klasik olarak yapılan bir burun estetiği ameliyatı sonrası çıkartılan kıkırdaklar çok ince parçalara doğranarak kıyma haline getirilmekte ve daha sonra kendiliğinden eriyen bir zar içine sarılarak elle şekillendirilebilen bir macun elde edilmektedir. Bu macun halini almış kıkırdak burun derisi altına yerleştirildikten sonra parmaklar ile şekillendirilmekte ve burun sırtına istenilen görüntü verilebilmektedir. Bu tekniği uluslararası bir kongrede gören Amerikalı bir estetik cerrah çok beğenmiş ve “Turkish Delight” yani Türk Lokumu’na benzetmiştir.

Uluslararası alanda hızla ün kazanan Türk Lokumu (Turkish Delight) tekniğini bugün dünyanın her ülkesinden estetik cerrahlar giderek artan sıklıkta kullanmaktadır. Özellikle çok ciddi şekil bozuklukları ile kendini gösteren burun problemlerinde bu metod sayesinde her buruna istenilen şekil kolayca verilebilmektedir. Burun görüntüsü cerrahın artistik görüşüne ve hastanın isteğine bağlı olarak şekillendirilebilmekte ve iyileşme sonrası doğal ve düzgün bir burun sırtı ortaya çıkmaktadır.

Prof. Dr. Ege Özgentaş burun estetiğinde Türk Lokumu (Turkish Delight) tekniğini kullanmaktadır.

İlgili yazılar:

//

Burun estetiği kimlere yapılmalı?

Yüz estetiğinin en önemli parçası olan burun estetiği ülkemizde ve dünyanın pek çok yerinde en sık yapılan estetik ameliyattır.

Burnunu çirkin bulan insanların bu ameliyatı istemesi doğaldır. Ancak kabul edilebilir hatta güzel sayılabilecek bir burnu olduğu halde sırf medyada meşhur olmuş birinin burnuna özenerek onunki ile ayni olacak bir burun istemek sağlıklı olmayabilir. Her insanın kendine özgü bir yüz yapısı ve buna uygun bir burun şekli olmalıdır. Nasıl çok küçük bir yüzde iri bir burun dikkati çekerse geniş bir yüzde de çok küçük bir burun şekli ne olursa olsun hoş durmayabilir. Kişi kendisi için en uygun burun şeklinin ne olacağı konusunda kararsız ise bunu biz uzmanlara bırakması daha doğrudur.

Burun ameliyatı hangi yaşta yapılmalı konusu da tartışmalıdır. Pek çok uzmana göre çiddi sağlık sorunu olmadığı sürece estetik burun ameliyatının üst sınırı yoktur. Buna karşılık burun estetiğinin en erken hangi yaşta yapılmasının uygun olduğu konusunda fikir birliği yoktur. Burun ameliyatı gelişme tamamlandıktan sonra yapılır ise daha güvenilir sonuç verir. Çünkü estetik ameliyat sonrası büyüme devam eder ise şekilde istenmeyen değişiklikler ortaya çıkabilir. Burun gelişiminin hangi yaşta tamamlandığı da çok tartışılmaktadır. Bazı hekimlere göre kızlarda 16 erkeklerde ise 17 yaşında burun gelişimi tamamlanmaktadır. Bütün dünyada kabul gören görüşe göre ise burun gelişimiş vücut gelişimi gibi 18 yaşında tamamlanmaktadır. Gelişme çağında çocuklar medya ve çevrenin etkisi ile daha 14-15 yaşında iken burun estetiği için ailelerine baskı yapmaya başlamaktadırlar. Prof. Dr. Ege Özgentaş acil sağlık sorunları olmadığı sürece estetik burun ameliyatının 18 yaşında yapmayı tercih etmektedir.

Burun ameliyatı isteyen kişinin beklentilerinin gerçekçi olması lazımdır. Elinde bir artistin fotoğrafı ile gelip ben böyle görünmek istiyorum diyenler genellikle uygun adaylar değildir. Bazı adaylar dikkati çekecek hatta komik duracak kadar kalkık burunlar isteyebilmektedir. Prof. Dr. Ege Özgentaş genellikle görüntüyü bozacak hatta ileride pişmanlığa yol açacak bu tür aşırı istekleri de kabul etmemektedir.

İlgili Yazılar:

Burun estetiği
Burun estetiğindeki yenilikler
Burun estetiğinde yağ dolgusunun yeri
Estetik burun ameliyatı sonrası ağrı


//

Burun estetiğindeki yenilikler

Çok iri ve uzun burunlar toplumda her zaman dikkat çekmiş ve genellikle olumsuz etki bırakmıştır. Cyrano de Bergerac (Sirano dö Berjerak) ve Pinocchio (Pinokyo) klasik edebiyat kahramanları olarak  aklımızda kalan canlı örneklerdir. İnsanların bu kadar duyarlı olduğu bir konudaki düzeltme çabaları da bu semboller kadar eskidir.

Yüz yılı aşkın bir geçmişi olan estetik burun ameliyatları çeşitli evrelerden geçmiştir. Bindokuzyüzlü yılların ortalarına kadar burun estetiği daha çok “pinokyo burunlu” kişilere uygulanmıştır. Amaç komik görüntüyü insan içine çıkacak hale getirmektir. Estetiğin gelişmesi ile özellikle kadınlar burnun yüz güzelliğine olan katkısını farkettikleri için burunlarının küçük ve kalkık bir hale gelmesini istemeye başlamışlardır.

Estetik cerrahinin gelişme döneminde olduğu 1960 lı yıllarda estetik cerrahi yapanların sayısı çok azdı ve burun ameliyatı olabilmek bir ayrıcalıktı. Bundan sonraki 20 yılda estetik burun ameliyatlarının sayısı çok arttı. Kalkık burun moda oldu. Bu yıllarda kadınların burun estetiğinden bekledikleri yüzlerine göre çok küçük kalan ufacık burunları ve delikleri görünecek kadar kalkık duran burun uçları ile hemen farkedilmek ve dikkati çekmekti. Burun kıkırdak ve kemiklerinin önemli bir kısmı ameliyat sırasında alındığı için hepsinin çok tipik bir “estetikli burun” görüntüsü olurdu. 15-20 yıl öncesine kadar estetik burun ameliyatlarının özü kemik ve kıkırdakları çıkartarak yapılan küçültme ve kaldırma ameliyatları idi.

Zaman hızla değişiyor ve estetik anlayışı da buna uyum gösteriyor.  Zamanında bir ayrıcalık ve sosyetiklik sembolü olan “estetikli burun görünümü” günümüzde artık eskisi kadar kabul görmemektedir. Aslında yapay olan bu sözde güzel burun görüntüsü doğal güzellerde yoktur. Çünki doğuştan güzel olan burunlarda kemik ve kıkırdaklar normal yerlerinde ve büyüklüklerindedirler. Böyle güzeller görenler tarafından güzel burunlu değil güzel yüzlü olarak algılanırlar. Bunun nedeni burunlarının yüzleri ile uyum içinde ve özel olarak dikkati çekmiyecek doğal güzellikte olmasıdır. Günümüzün bilinçli insanları artık doğallık ve sadelik aramaktadır. Bu anlayış burun ameliyatlarını da etkiledi. Artık hastalar burun estetiği sonrası abartılı değil, doğal güzellikte bir buruna sahip olmak istiyorlar.

Günümüzün modern burun ameliyatlarında eğer zorunlu değil ise burunda küçültme herkeste yapılmamaktadır. Burnun yalnız değiştirilmesi istenen hatalı kısımları ile oynanmakta ve mevcut hatalar çok kez kemik ve kıkırdakları çıkartarak değil şekillerini değiştirip daha hoş görünecek bir şekle sokarak yapılmaktadır. Hatta güzelliği sağlamak için bazı yerlerde kıkırdak ve kemik ilavesi bile yapılabilmektedir. Çoğu kez fazlası olan bölgelerden alınan dokular eksiği olan bölgelere taşınarak ayni miktar kemik ve kıkırdak ile çok daha güzel ve doğal görünen burunlar elde edilebilmektedir.

Burnun doğal anatomi ve işlevini koruyarak yapılan modern estetik ameliyatlar pek çok faydalar getirmiştir:

  • Artık burun ameliyatlarının bitiminde burun deliklerine tampon genellikle konulmamaktadır ve hastalar ameliyattan hemen sonra normal yollardan nefes alabilmektedirler.
  • Ameliyat sonrası ağrı hemen hemen olmamaktadır.
  • Ameliyat sonrası morluk ve şişlikler daha az olmakta ve daha çabuk düzelmektedirler.
  • Ameliyat sonrası ortaya çıkan şekil yıllar boyunca bozulmadan kalabilmektedir

Estetik burun ameliyatlarında açık tekniği kullanan Prof. Dr. Ege Özgentaş’a göre başarılı bir estetik burun ameliyatı söyle anlaşılır: Ameliyat olduğunu bilmeyen arkadaşları kişiyi gördüklerinde kendisine yüzünün çok değiştiğini ve güzelleştiğini söylemeli ancak bunun burun ameliyatına bağlı olduğunu anlamamalıdırlar. Sokakta yürürken insanların birbirine “bak estetikli bir burun geçiyor” diye gösterdiği kişiler başarısız bir ameliyat geçirmişlerdir.

İlgili bağlantılar:
Burun güzelleştirilmesi
Estetik burun ameliyatı sonrası ağrı
Burun estetiğinde yağ dolgusunun yeri
Burun estetiği kimlere yapılmalı?

(function(i,s,o,g,r,a,m){i[‘GoogleAnalyticsObject’]=r;i[r]=i[r]||function(){
(i[r].q=i[r].q||[]).push(arguments)},i[r].l=1*new Date();a=s.createElement(o),
m=s.getElementsByTagName(o)[0];a.async=1;a.src=g;m.parentNode.insertBefore(a,m)
})(window,document,’script’,’//www.google-analytics.com/analytics.js’,’ga’);

ga(‘create’, ‘UA-44005840-4’, ‘auto’);
ga(‘send’, ‘pageview’);

Burun Estetiğinde Yağ Dolgusunun Yeri

Burun Estetiğinde Yağ Dolgusu

Yüz estetiğinde çığır açan dolgu maddeleri başlangıçta burun estetiğinde fazla yer bulamadı. Bunun nedenleri yüz bölgesinin aksine burun derisinin ince olması, altında yok denecek kadar az bir yağ tabakası olması ve burun şeklini esas olarak kıkırdak ve kemik yapıların belirlemesi idi.

Başarısız sonuçlanan burun estetiklerinde daha sonra yeni bir ameliyat ile burun şekli düzeltilebilir. Ancak bu düzeltme ameliyatları sınırsız sayıda yapılamaz. Her estetik burun ameliyatından sonra burun derisine giden kan miktarında azalma olur. Deneyimli ellerde bu azalma önemsenmeyecek kadar az olabilir. Ancak özensiz yapılan ve tekrarlayan burun ameliyatları sonrası burun derisi ciddi zarar görebilir.  Bu şekilde derisi sağlıklı olmayan ve yıpranmış burunlarda yeni estetik ameliyatlar risklidir. Sağlığını kaybeden deri ameliyat sonrası çürüyebilir ve tolere edilmesi güç görüntü bozuklukları ortaya çıkartabilir.

İyi sonuç alınmayan burun ameliyatlarının düzeltilmesi için genellikle eksik dokuların yerine konulması gereklidir. Eksik dokular ise kemik ve kıkırdak olduğu için çok kez burun sırtına bu dokulardan oluşan bir yama konulma işlemi yapılır. Vücuttan alınıp burun içine konulan kemik veya kıkırdak yamaların tutması yani çevre dokulara damar kökleri ile bağlanıp yaşaması için etrafında kan damarlarından zengin bir ortamın olması gereklidir. Oysa her bir ameliyat burundaki kan damarlarının sayısını azaltır. Burun derisi en fazla kan damarı içeren bir organ olmasına rağmen yıpranır. Yakın zamana kadar yıpranmış burun derisini tekrar canlandıracak ve kalınlaştıracak bir seçenek yok idi.

Son yıllarda kişinin kendisinden alınan yağ dokusunun başka bölgelere verildiği zaman üzerindeki derinin canlılığını belirgin olarak arttırdığı bilinmektedir.

Amerikan Estetik Cerrahi Derneğinin dergisinde yayınlanan bir çalışma (1) tekrarlayan yağ enjeksiyonlarının burun derisindeki hasarlara çare olabileceği göstermiştir. Geliştirilen bu yöntemde hastanın kendi yağı alınmakta ve daha sonra özel bir borucuk (kanül) içinden burun derisi altına enjektör ile verilmektedir. Yağ enjeksiyonunun ileride tekrarlanabileceği dikkate alınarak ilk operasyonda fazla miktarda yağ alınmakta ve ihtiyaç kadarı kullanıldıktan sonra kalanı donmuş durumda saklanmaktadır. Yayınlanan makalede 5 yılda bu yöntemle tedavi edilen 300 den fazla hastanın sonuçları açıklanmıştır. Burun derisindeki hasarı onarabilmek için bazı hastalarda bir kez yağ enjeksiyonu yeterli olurken ileri hasarlı derilerde iyi sonuç almak için aralıklı olarak 2 ile 6 arasında,  aşırı derecede hasar görmüş derilerde ise daha fazla sayıda yağ enjeksiyon gerektiği belirtilmiştir. Yağ dokusunun iyileştirici etkisi ile burun derisi sağlıklı bir hale geldiken sonra eğer gerekiyorsa ilave estetik ameliyat risksiz olarak gerçekleştirilebilmiştir.

Yağ hücrelerinin gençleştirici ve iyileştirici özelliği burun estetiğinde yeni olanaklar ortaya sunmaktadır. Birkaç kez başarısız estetik geçirdikten sonra derisi yıprandığı için artık düzeltilemez kabul edilen burunlar için tedavi şansı oluşmuştur.

İlgili Yazılar:

(1) O. Onur Erol. Microfat Grafting in Nasal Surgery. Aesthetic Surgery Journal. July 2014 34: 671-686,


//

Estetik burun ameliyatı sonrası ağrı

Burun Ameliyatı Ağrılı mı?

Burun estetiği her ülkede sık yapılan estetik ameliyatlar arasındadır. Ameliyat sonrası ağrı hastaların çok korktuğu ve en çok sorduğu konudur. Estetik burun ameliyatlarında çok kez burun kemiklerini kırmak gerekir. Burun kemikleri gözlere komşu olduğundan sızacak en küçük kan bile hemen göz çevrelerinde morluk oluşturur. Bu görüntü alışkın olmayanlar için ürküntü verici olabilir. Burun ameliyatı geçirmiş bir arkadaşını gözleri mor olarak gören bir kişi arkadaşının acı çektiğini varsayar ve cesareti kırılabilir.

Son yıllarda ameliyat ve anestezi teknikleri çok gelişti. Artık estetik cerrahlar burun dokularını çok az yaralayarak ameliyat yapmakta ve ameliyat sırasında ağrı için önlemler almaktadırlar. Bu önlemler sayesinde deneyimli ellerde yapılan estetik burun ameliyatlarından sonra ağrı en aza indirilmiştir.

Prof. Dr. Ege Özgentaş tarafından gerçekleştirilen estetik burun ameliyatlarından sonra hastaların büyük çoğunluğu ameliyat sonrası ağrı kesici bir ilaç kullanmaya gerek görmemektedir. Çok küçük bir grupta ise yalnız ameliyat olduğu günün gecesi ağızdan verilen bir adet paracetamol (Parol, Tamol, Minoset vs) tablet ile tamamen kaybolan hafif bir ağrı olmaktadır.

Özet olarak uygun teknikle yapılan estetik burun ameliyatları çoğunlukla ağrısızdır diyebiliriz.

İlgili Sayfalar:


//