Silikonlu Memeden Süt Gelir mi ?

Silikon Taktırdıktan Sonra Emzirme

Meme büyütme ameliyatları daha çok gençlerde uygulanmaktadır. Her ne kadar kendi yağı ile meme büyütme giderek artan sayıda yapılmakta ise de hala en etkili ve kolay meme büyütme yöntemi silikon meme protezi kullanılarak yapılan büyütmelerdir.

Doğurganlık dönemindeki kadınların estetik meme ameliyatları ile ilgili en büyük kaygıları daha sonra bebeklerini emzirip emziremeyecekleridir.

Her meme süt verir mi?

Memelerin doğum sonrası süt verip vermeyeceği önceden bilinemez. Bazı annelerin bebeklerini beslemeye yeterli sütünün gelmediği, çabuk kesildiği veya hiç gelmediği rastlanan durumlardır. Göğüs büyütme ameliyatları sütün kesilmesi veya gelmemesi ile ilgili bir risk taşımazlar. Ancak her silikon protezli anne sonradan süt verebilir diyemeyiz. Çünkü bunların bazılarının silikon taktırmasalar da süt verememe olasılıkları vardır.

Silikon meme protezi emzirmeyi riske sokar mı?

Meme içine yerleştirmek için neresi kesilirse kesilsin göğüs protezleri daima meme dokusunun alt kısmına konulur. Bebeklerin süt emdiği nokta memelerin en çıkıntılı kısmında olan esmer bir dairenin ortasındaki emzik gibi bir uzantıdır.  Tüm meme bezlerinin kanalları birbirine bağlanarak sonunda büyük birkaç boru ile meme başı dediğimiz çıkıntıya açılır ve süt buradan dışarı akar.  Meme bezlerinin bazıları yaralansa bile kalan meme bezleri ürettikleri sütü bu kanallar ile dışarı verebilir.  Meme protezleri hiçbir zaman süt kanallarının dışarıya açıldığı bölgelere veya bunların yakınına yerleştirilmez ve bu nedenle de süt vermeyi etkilemez.

Meme başı ve meme ucu

Anatomik olarak memenin konik şeklinin en çıkıntılı kısmında esmer renkli bir daire mevcuttur. Çapı 3 cm ile 6 cm arasında değişebilir hatta bazen daha geniş olabilir. Anatomik olarak buna areola denilir. Tam Türkçe karşılığı olmayan bu bölgeye “meme başı” diyebiliriz. Bu esmer dairenin ortasında ise sütün geldiği bir çıkıntı vardır. Emilmeye uygun bu bölgeye nipple adı verilir. Türkçe karşılığını “meme ucu” olarak söyleyebiliriz. Areola altında toplanan ve birbiriyle birleşen süt kanalları nipple ortasından dışarı açılır.

Meme başı kenarından silikon takılması

Silikon meme protezi‘nin göğüs içine yerleştirilmesi birkaç yoldan olur.

  • Meme altındaki kıvrımdan
  • Koltuk altından
  • Göbekten
  • Meme başı (areola) kenarından

Hepsinin kendine göre iyi ve dezavantajlı yanları vardır. Ancak meme başı kenarından protez yerleştirilmesi diğerlerine göre daha başarılı sonuçlar vermekte ve zor fark edilen bir iz bırakmaktadır. Bu nedenle pek çok deneyimli estetik-plastik cerrah bu yöntemi tercih etmektedir. Bazı hastalarda yanlış olarak bu bölgeden girilerek yapılan ameliyatların süt vermeyi tehlikeye sokacağı inancı vardır. Bu doğru değildir. Meme başı kenarından yapılan kesi deri altında ilerleyerek süt kanallarının çok uzağında bir yerden göğüs içine ilerlemekte ve süt kanallarına yok denecek kadar az zarar vermektedir. Zaten deneyimli meme cerrahları da meme kistlerine böyle ulaşmaktadırlar.

Areola kenarı esmer renkli meme başı derisi ile açık renkli meme derisinin birleşim yerine geldiği için buradaki izler belli olmaz. Ayrıca bu bölgede deride gerginlik olmadığından ameliyat izlerinin genişleme riski de çok daha azdır.

Her ameliyatta olduğu gibi burada da sonuç plastik cerrahın deneyim ve becerisi ile doğrudan ilişkilidir.

Meme Dikleştirme

Göğüs Asma (Dikleştirme) Ameliyatı Nedir ?

Memeleri güzelleştirmek için yapılan ameliyatların hepsi memeleri daha dolgun ve dik göstermeyi amaçlar. Ancak bunu sağlamak için memelere hacim ilave etmek (silikon implant veya hastanın kendi dokusu) ya da fazla meme dokusunu çıkartmak gerekebilir.

Meme asma (breast lift) ameliyatı yeterli büyüklüğü olan ancak dikliğini kaybetmiş sarkık göğüslere uygulanan bir ameliyattır. Burada amaç normal yerinden daha aşağıya kaymış meme başı (areola) nı olması gereken yere yükseltmek ve yayvanlaşmış meme dokularını dikişler ile toplayarak memelere koni şeklini vermektir.

Diğer meme güzelleştirme ameliyatlarına göre memeyi daha az hırpalayan bu ameliyatta çok güzel dikleşme ve toparlanma sağlanabilmektedir. Ancak meme başı (areola) farklı bir konuma taşındığında yeni yerine dikişler ile tutturulmakta ve çevresinde yuvarlak bir iz kalmaktadır. Ayrıca eski yerinde ortaya çıkan açıklığın da kapatılması gerekmektedir. Bu kapatma işlemi de meme başının hemen altından başlayan dikine bir iz oluşturmaktadır. Bu izlerin farkedilme derecesi hem hastanın bünyesine hem de cerrahın yeteneğine göre değişmektedir. Şunu daima hatırlamalıyız: Her kesin yerde bir miktar iz kalır. Biz estetik cerrahların amacı mümkün olduğu kadar kısa ve az farkedilen izler yapmaktır.

Meme asma (mastopexy) veya göğüs dikleştirme ameliyatlarında mevcut meme hacmi ameliyat öncesi iyi hesaplanmalı ve sonuçtan hastanın arzuladığından daha büyük veya daha küçük memeler ortaya çıkartmamalıdır. Bu kararın verilmesinde hem hastanın isteği hem de plastik cerrahın deneyimi ayni ölçüde önemlidir.

Saf meme dikleştirme ameliyatları özellikle Amerika’da daha az sıklıkta uygulanmaktadır. Çünkü Amerikan Toplumu’nda büyük meme hala çok büyük rağbet görmektedir. Bu nedenle göğüs asma ameliyatlarının pek çoğunda memelere silikon implant da konulmakta ve hem dik hem de eskisinden büyük memeler oluşturulmaktadır.

Her ne kadar büyük memeler moda olmaya devam etse de normal büyüklükte ve dik memeler uygun bedenlerde hem estetik hem de anatomik olarak zarif durduğudan meme asma veya dikleştirme ameliyatları önemini kaybetmeyecek gibi görünmektedir.

Bu video ameliyatın nasıl yapıldığını şematik olarak göstermektedir:

Meme büyütme estetiği isteyenlerin dikkatine

Meme büyütme estetiği isteyenlerin şu noktalara dikkat etmesini ve doktorlarına şu soruları sormalarını öneririz.

  1. Göğüs büyütme işlemi hangi yöntemle yapılacak?

    • Meme büyütme için en sık uygulanan yöntem silikon meme protezi kullanılarak yapılan meme büyütmelerdir.
    • Ancak vücudunda yeterince yağ bulunan kişilerde kendi yağı kullanılarak meme büyütme yapılabilir.
  2. Silikon protez mi yoksa kendi yağı ile büyütme mi daha iyi?

    Her iki metodun da kendine göre iyi ve sakıncalı yönleri vardır.

    • Silikon protez ile büyütme tek ameliyat ile sonuca ulaştırır. Ancak bir ameliyattır ve her ameliyatta gözlenen kan toplanması, iltahaplanma, iz kalması gibi sorunlar yaşanabilir. Ayrıca silikon bir yabancı cisim olduğunda nadir de olsa zaman içinde vücut tarafından istenmeyebilir ve çeşitli sorunlar çıkartabilir.
    • İnsanın kendi yağı en güvenilir dolgu maddesidir. Ancak meme büyütme için fazla miktarda yağ vermek gerekebilir ve zayıf kişilerde yeteri kadar yağ bulunamayabilir. Ayrıca yağların vücut tarafından kabul edilen bir miktarı vardır. Bunun üzerinde verilen yağlar tutmaz ve erir. Yağ ile büyütmede genel kural verilen yağın küçük parçacıklar halinde olması ve her tarafının normal dokular ile çevrilmesidir. Bir yere toplu halde verilen yağ tutmaz. Küçük parçalar halinde yağ verilebilmesi için de bunu çevreleyecek yeterli miktarda doku olması şarttır. Bu nedenle çok küçük memelerde büyütmeyi belli aralıklarla verilen birkaç seans yağ enjeksiyonu ile yapmak daha doğrudur. Genellikle yağ enjekte edilme işleminde aralık 3 ay veya biraz daha fazladır. Çünkü verilen yağların bir kısmı eriyebilir ve kalan yağ miktarı ancak 3 ay sonra anlaşılabilir. Verilen yağların hiçbir zaman tamamı erimez ve seansların sonunda kalan yağ miktarı ömür boyu yerinde durur. Ancak kişinin şişmanlaması ve zarıflaması ile memede de bir miktar büyüme ve küçülme olabilir. Yalnız bu değişiklikler vücudun diğer taraflarındaki ile orantılı olduğundan rahatsız edici bir görüntüye yol açmaz. (Bakınız: Meme büyütmede silikon protezlerin rakibi yağ enjeksiyonu)
  3. Silikon protez ve kendi yağ dışında meme büyütme amacı ile memeye enjekte edilen maddeler var mıdır?

    • Evet vardır. En basiti serum fizyolojik adı verilen tuzlu serumun meme içine enjekte edilmesidir. Yaklaşık 24 saat kadar memelerde büyüme sağlar ve daha sonra tamamen vücut tarafından emilerek kaybolur. Bunu özel bir gece için isteyen kadınlar vardır. (Bakınız: Bir gecelik göğüs estetiği)
    • Ayrıca piyasada memelere enjekte edilebilen bazı yapay kimyasal maddeler de satılmaktadır. Ancak bunların ne kadar güvenli oldukları henüz kanıtlanmadığından Prof. Dr. Ege Özgentaş bunları kullanmamakta ve önermemektedir. (Bakınız: Ameliyatsız meme büyütme işlemi yapılabilir mi?)
  4. Her silikon protez ayni midir?

    • Hayır. Silikon çok iyi bilinen ve sanayide çok kullanılan bir maddedir. Ancak tıbbi kalitede silikon elde edilmesi zor olan pahalı bir maddedir. Silikon %100 e yakın saf ise zararsızdır. Ancak yeterince saflaştırılamamış silikonların kullanılması uygun değildir. Pek çok ülkede silikon üreten firmalar mevcuttur ve bu markalar dünyanın her yerinde satış yapmaktadırlar. Tıbbi malzemelerde en güvenilir kontrolu Amerikan Gıda ve İlaç kurumu (FDA) yapmaktadır. Bu nedenle FDA onayı almış olan markalar güvenli olarak kullanılabilirler. Türkiye’de FDA onayı almış olan iki protez markası mevcuttur. Prof. Dr. Ege Özgentaş FDA onayı olmayan protezleri kullanmamaktadır.
    • Silikon protezlerin içi jöle kıvamında bir silikon ile doldurulur ve dışında sızmayı önleyecek bir silikon zarf vardır. Bu zarf çok sağlamdır ve kolay kolay yırtılmaz. Zarfı dolduran silikonun kıvamı değişik sertlikte olabilir. İlk çıkan protezlerde bu silikon akıcı kıvamda iken son zamanlarda üretilenlerde kesildiğinde bile ayrışmayan sert kıvamda olabilmektedir. Protezin kımavı ve sertlik derecesi hekim ve hastanın tercihine göre belirlenir.
    • Bazı silikon protezlerin içi su (serum fizyolojik) ile doludur. Bu protezler 1992 yılında Amerika’da konulan silikon yasağı sırasında üretilmişlerdir ve hala bazı hekimlerce kullanılmaktadır. İçi silikon jöle (jel) ile dolu olan diğer silikon protezlere göre bazı dezavantajları vardır ve genel olarak önerilmezler.
    • Bazı silikon protezlerin etrafı poliüretan denilen tırtıklı bir yüzey ile kaplı olabilir. Ancak bu protezler de FDA onayı almadığı için fazla önerilmemektedir.
  5. Silikon protezlerin şekli önemli midir?

    • Dünyada kullanılan silikon meme protezlerinin pek çoğu yuvarlak bir disk şeklindedir. Yani tabanı sabit kaldığı sürece hangi yöne çevirdiğinizin bir önemi yoktur.
    • Ancak bazı firmaların ürettiği anatomik şekilli yani damla şeklinde protezler de mevcuttur. Bu protezlerde üst kutup ile alt kutup farklı yapıdadır. Bu nedenle yerine yerleştirilirken üst kutbun yukarıda ve ortada alt kutbun da aşağıda olmasına dikkat etmek gerekmektedir. Anatomik şekilli protezler genel olarak daha pahalı satılmaktadır.
    • Son araştırmalar yuvarlak ve damla şekilli protezler arasında estetik sonuç açısından herhangi bir fark olmadığını göstermiştir. Bu nedenle Prof. Dr. Ege Özgentaş hasta ısrar etmediği sürece yuvarlak protezleri kullanmayı tercih etmektedir.
    • Silikon protezlerin etrafını kaplayan silikon zarfın yüzeyi düz yani pürüzsüz veya tırtıklı olabilir. Tırtıklı yüzeyi olan protezlerde daha az kapsül kontraksiyonu olduğu düşünülmektedir.
      (Bakınız: Silikon meme protezlerinin şekli önemli mi?)
  6. Silikon protez memeyi büyütmek için göğüs duvarında nereye konulur?

    • Meme dokusu göğüs duvarında hemen deri altından başlar ve altta göğüs duvarının en önemli kası olan pektoralis majör kasının üzerine oturur. Bu kasa kısaca göğüs kası diyeceğiz. Meme dokusu çok damarlı bir doku olduğundan protezin bu doku içine yerleştirilmesi pratik değildir.
    • Meme dokusunun altındaki göğüs kası ile arasında bir geçiş düzeyi bulunmaktadır. Bu nedenle meme ve göğüs kası arasında bir boşluk yaratmak teknik olarak kolaydır. Bu bölge “meme altı – kas üstü” olarak adlandırılır ve buraya protez konulabilir.
    • Memeye yapışık olan göğüs kasının kaburgalara bakan yüzünde kolay sıyrılabilen bir alan mevcuttur. Bu bölgede çok kolay bir boşluk hazırlanabilir ve protez buraya yerleştirilebilir. Buna da “kas altı” bölge denilir.
    • Bir yol da protezi göğüs kasının üst kısmını kaplayan sert kılıf yani fasya altına yerleştirmektir. Buna da “fasya altı” bölge denilir.
    • Bu gölgelerden hangisinin daha iyi olduğu hala tartışma konusudur. Meme protezinde önemli olan nereye konulduğundan çok hekimin ameliyatı ne kadar doğru yaptığıdır. Deneyimli hekimler hangi bölgeyi kullanırsa kullansın iyi sonuçlar alabilir. Prof. Dr. Ege Özgentaş genellikle “meme altı-kas üstü” veya “fasya altı” bölgeleri tercih etmektedir. Göğüs kası altını son tercih olarak kullanmaktadır.
  7. Silikon protez memeye hangi yoldan konulur?

    • Silikon protezin en çok yerleştirilme yolu memenin alt kıvrımından girerek bir boşluk yaratmaktır. Bu şekilde giriş yerinin izi memenin altındaki kıvrımda kaldığı için ayakta iken belli olmaz, ancak yatar pozisyonda veya kollar havaya kaldırıldığında belli olabilir.
    • İkinci sıklıkta kullanılan yol ise meme başının bulunduğu areola denilen esmer kısmın kenarından girmektir. Buradaki iz meme başının derisinin esmer rengi ile normal meme derisinin açık rengi arasındaki geçiş alanında kalacağından genellikle farkedilmez.
    • Üçüncü bir yol ise koltuk altından girerek memeye protez konulmasıdır. Bu yol ile genellikle kas altına ulaşılır ve protez göğüs kası altına konulur. Giriş yerinin izi koltuk altında kalır ancak kollar kaldırıldığında görülebilir.
    • Prof. Dr. Ege Özgentaş genellikle meme başının kenarından girerek protezi yerleştirmeyi tercih etmektedir.(Bakınız: Silikon Protez ile Meme Büyütme Ameliyatı Nasıl Yapılır?)
  8. Silikon protez kanser yapar mı?

    • Silikon protezlerin meme kanserine yol açtığı gösterilmemiştir.
    • Son yıllarda ALCL (Anaplastic Large-Cell Lymphoma) denilen bir hastalığın kapsül oluşan memelerde görülebileceği anlaşılmıştır. Son derece nadir olan bu hastalık meme protezi çevresinde sıvı toplanması ile kendini gösterir ve protez kapsülü ile birlikte çıkartıldığında tamamen iyileşir.
  9. Silikon protez dışarıdan dokunulduğunda farkedilir mi?

    • İyi yapılmış bir silikon protez ameliyatının dışarıdan muayene ile farkedilmesi zordur. Ancak aşağıdaki istenmeyen durumlarda silikon protezler ele gelebilir:
      • Aşırı büyük protezler meme kenarlarından deri altına uzanabilir ve kenarlarda ele gelebilir
      • Deri çok ince ve meme dokusu yetersiz ise protez özellikle kenarlarda ele gelebilir
  10. Silikon protezler sorun çıkartabilir mi?

    • Silikon protezler ne kadar güvenli olurlarsa olsunlar yabancı cisimlerdir ve zaman içinde vücut tarafından reddedilip atılmak istenebilirler.
    • Kapsül kontraktürü (kapsül büzüşmesi). Protez kenarında vücudun sert bir duvar örmesidir.
    • Silikon protezin deriyi inceltip alttan görünür hale gelmesi. Bu durum daha çok küçük meme ve ince derili ve büyük protez konulmuş kişilerde görünür.
    • Silikon protezin meme kenarlarında farkedilmesi veya ele gelmesi. Bu da meme dokusu çok az olan ince derili kişilerde görünen bir durumdur.
      (Bakınız: Meme protezinde kapsül olması ne demektir?)
  11. Silikonlu memeler sarkar mı?

    • Nasıl gençlikte dik ve diri olan memeler zaman içerisinde sarkıyor ise silikonlu memeler de ayni akibete uğrayabilir. Bunun oluşma zamanı kişiden kişiye, vücut yapısına ve yaşam tarzına göre değişir. (Bakınız: Memeler neden sarkar?)
  12. Silikon protez içeride patlar mı?

    • Son yıllarda üretilen protezler son derece sağlam bir kılıfa sahiptirler ve dışarıdan darbe veya sıkıştırma ile patlamaları hemen hemen mümkün değildir.
    • Kalitesi iyi olmayan silikon protezlerde içindeki jeli çevreleyen silikon zarf zamanla eriyebilir ve içerideki jel silikon bu erimiş noktalardaki deliklerden dışarı sızabilir. Bu durum çoğu zaman farkedilmeden kalabilir. Kapsül oluşturma gibi bir sorun ortaya çıkar ise silikonun yenisi ile değiştirilmesi gerekir.
  13. Silikon protezlerin garantisi var mıdır?

    • Kaliteli silikon üreten FDA onaylı firmalar ürünleri için üretim hatalarına karşı ömür boyu yeni protez verme garantisi sağlamaktadır. Ancak ameliyat fiyatına karışmamaktadırlar. (Bakınız: Meme Protezinde Garanti)
  14. Silikon protez konulan kişi anne olursa emzirebilir mi?

    • Normal koşullarda bile doğum sonrası bebeğini emziremeyen annelere rastlanmaktadır. Eğer annenin sütü geliyor ise silikon protez varken de normal olarak emzirir ve bu süt bebeğe herhangi bir zarar vermez.
  15. Silikon protezlerin vücut içinde belli bir ömrü var mıdır?

    • İlk üretildiği yıllardan itiberen silikon meme protezleri ömür boyu vücutta kalması amacı ile tasarlanmışlardır. Ancak yıllar içinde istenmeyen bazı durumların ortaya çıkması (kapsül, deriyi inceltme, sızdırma vs) bunların çıkartılmasını gerektirebilir. Birçok kişide protezler uzun yıllar sorunsuz olarak durabilmektedir. Son yıllarda üretilen kaliteli protezlerin ömür boyu kullanılma olasılığı çok daha yüksektir. (Bakınız: Meme Protezleri Vücutta Ne Kadar Kalabilir?)

Göğüs Büyütme

Neden meme büyütme?

Memeler yalnız bir besleme organı değil ayni zamanda kadın cinselliğini de belirleyen bir organdır. Estetik açıdan aşırı büyük memeler ne kadar görüntü bozukluğu yaratıyor ise normalden küçük memeler de ayni derecede rahatsızlık yaratır.

Normal meme nedir?

Normal meme hangi boyutlarda olmalı? Bu ırklara ve coğrafi bölgelere göre değişmektedir. Afrika, Orta Doğu, Akdeniz Ülkeleri’nde ortalama meme boyutu 400 ml yani yaklaşık iki yumruk büyüklüğünün biraz fazlası iken Japonya, Çin, Kuzey Avrupa Ülkeleri’nde 200 ml hacminde bir meme normal sayılabilmektedir. Memelerin büyüklüğünün bebeği beslemede çok fazla rolü yoktur. Çünkü gebelikteki hormonal etkiler ile meme bezleri genişlemekte ve bebeği beslemeye yetecek kadar süt üretebilmektedir. Süt verme olayı bittikten sonra memeler tekrar eski boyutlarına dönebilmektedir.

Memelerin hacim ve şeklinin daha çok güzellik ve cinsellik yönünden önemi büyüktür. Küçük memeler kadın psikolojisinde önemli olumsuzluklara yol açar.

Göğüs büyütme tarihçesi

Hekimler baştan beri göğüs büyütme için meme içine ilave madde yerleştirmek gerektiğinin farkında idiler. Bu iş için tarih boyunca çeşitli maddeler denenmiştir. Bunlar arasında parafin, tenis topu, kadavradan alınan yağ gibi pek çok madde sayılabilir. Ancak bunların hepsi vücut tarafından yabancı madde olarak algılanıp dışarı atılmaya çalışılmış ve çok ciddi sağlık sorunlarına yol açmıştır. 1960 lı yıllarda silikon meme protezlerinin ortaya çıkması ile göğüs büyütme ameliyatlarında çok hızlı bir artış görülmeye başlanmıştır.

Meme büyütme metodları

Günümüzde göğüs büyütme başlıca iki yolla yapılmaktadır:

  1. Yapay protezler
  2. Hastanın kendi dokuları

Yapay protezler

Günümüzde en çok kullanılan yapay madde silikondur. Ancak silikonun vücut tarafından iyi kabul edilmesi için son derece saf olması gerekir. Bu da masraflı bir işlemdir. Kaliteli silikon protezler daha saftır ve bu ölçüde de daha pahalıdır. Silikon ömür boyu vücutta kalması planlanarak konulur. Bu nedenle bilinmeyen firmalardan alınmamalı ve en kaliteli marka kullanılmalıdır.

Silikon meme protezleri meme dokusunun altına veya göğüs kasının altına yerleştirilebilir. Bu hekimin tercihidir. Her iki yöntem ile de çok iyi sonuçlar elde edilmektedir.

Hastanın kendi dokuları

Son 10 yılda kişinin kendi yağ dokusu ile yapılan meme büyütmelerin sayısı giderek artmaktadır. Yağ dokusu kişinin karın, bel sırt, bacak çevresi gibi bölgelerinden alınarak meme içine ve çevresine enjekte edilir.

Yağ enjeksiyonu ile yapılan göğüs büyütmelerin bazı avantajları vardır. Enjeksiyonun yapıldığı yer ve miktar kontrol edilebildiğinden memelere istenilen şekil rahatlıkla verilir. Vücut tarafından yabancı madde olarak algılanmaz ve bir kere tuttuktan sonra ömür boyu ayni yerde kalır. Kişinin kilo alması ve zayıflaması durumunda verilen yağ da civardakiler ile ayni oranda büyüyüp küçülerek görüntünün devamlı olarak doğal kalmasını sağlar.

Ancak yağ ile yapılan meme büyütmenin bazı istenmeyen yönleri de vardır. Çok zayıf kişilerde ihtiyaca yetecek kadar yağ bulunamayabilir. Ayrıca bir seferde verilen yağların %60 ile %80 i tutar ve kalan kısımları erir. Yağın erimesi yaklaşık 3 ay içinde tamamlanır. Bu nedenle yağ ile yapılan büyütmelerde 3 aydan sonra ihtiyaç duyulur ise yeniden yağ enjekte etmek gerekebilir. Ancak bu işlemin birkaç kez tekrarlanması yeterlidir ve istenilen büyüklüğe ulaşıldıktan sonra ortaya çıkan şekil kalıcı olmaktadır. Tabii kalıcı derken yaşın ilerlemesi ile ortaya çıkacak şekil bozukluklarını kasdetmiyoruz.

Sonuç

Kadın güzelliğinde çok küçük memeler hiçbir zaman çekici olmamıştır. Bu nedenle ufak göğüslü kadınların göğüs büyütme arzusu devam edecektir. Teknoloji bu soruna güzel çözümler sunmaktadır. Günümüzdeki eğilim memelerin yabancı protezlerden çok kişinin kendi dokuları ile büyütülmesi yönündedir.

Meme estetiği kimin işi?

Meme Hastalıkları

Meme hem kadınlar hem de erkekler açısından önemli ve dikkat çeken bir organdır. Ayni zamanda hastalıkları ile de bilinir. Uzun yıllar meme ile ilgili hastalıklar genel cerrahinin bazı ülkelerde de kadın hastalıkları ve doğum uzmanlarının ilgi alanına girmiştir.

Meme Estetiği

Göğüslerin güzel veya doğal görünmesi ile ilgili ameliyatlar ise yaklaşık 100 yıl öncesinden beri Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahinin işidir. Önceleri başlıca küçültme ve dikleştirme şeklinde yapılan meme estetiği 1960 lı yıllarda silikon protezlerin üretilmesi ile büyütme estetiğine de dönüşmüştür. Daha yakın zamanlarda ise kişinin kendi dokuları ile meme büyütme işlemi giderek ilgi görmeye başlamıştır.

Meme Rekonstrüksiyonu (yeniden meme yapılması)

Göğüs kanserlerinin günümüzde bile kesin tedavisi memenin alınması ile yapılmaktadır. Bu işlem psikolojik açıdan çok yıpratıcıdır. Alınan memenin yerine yenisinin yapılması 1970 lerden sonra giderek artan sıklıkta yapılmaya başlanmış ve günümüzde uygulanan tekniklerin çeşitleri de artmıştır. Meme rekonstrüksiyonu Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahlar tarafından ortaya atılmış ve günümüzde de Plastik ve Rekonstrüktif cerrahlar tarafından yapılmaktadır.

Bazı Branşların Meme Estetiğine İlgisi

Zaman içerisinde meme estetiği ile ilgili tekniklerin özellikle büyütme estetiğinde giderek basitleşmesi Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi dışındaki uzmanlık alanlarınının da ilgisini çekmeye başlamıştır. Özellikle memelerin içine bir takım sentetik maddelerin enjekte edilmesi ile yapılan büyütmeler ameliyathaneye gerek olmadan yapılabildikleri için ehil olmayan kişiler tarafından da yapılmaya çalışılmaktadır.

Ameliyat Sonrası Sorunlara Hakim Olmak

Burada dikkati çekmek istediğimiz bir konu vardır. Teorik olarak becerikli bir kişi yetkisi olmasa bile bazı işlemleri yeteneği sayesinde kısmen de olsa yapabilir. Ancak tıp mesleği insan ile uğraşır ve her insan farklıdır. 99 kişide iyi sonuç veren bir işlem yüzüncü kişide hiç beklemediğiniz bir şekilde hatalı bir sonuç doğurabilir. Bir buna komplikasyon diyoruz. Yani her işi doğru yaptığınız halde kişideki bir özelliğe bağlı olarak veya bilinmeyen bir nedenle kötü bir durum ortaya çıkabilir. İşte önemli olan bu işlemi yapan kişinin ortaya çıkacak komplikasyonları da düzeltebilecek beceri ve bilgide olması gereklidir.

Bir kadın doğum uzmanı veya genel cerrah memeden kist veya tümörleri çıkartabilir, iltahapları tedavi edebilir. Ama estetik bir işlem yapmaya kalktığında meme derisinde nekroz dediğimiz çürüme yani gangren ortaya çıkarsa işte bununla baş edemez. Hele bu gangren memenin bir kısmını veya tamamını yok ederse hiç başa çıkamaz. Oysa Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi uzmanları zaten gangrenlerin, tümörlerin, kaza ve yanıkların tahrip ettiği veya yok ettiği dokuları onarma işini üstlenmişlerdir. Bu nedenle meme ameliyatları sonrası ortaya çıkabilecek en ağır sonuçları bile düzeltebilecek beceriye sahiptirler. Ayrıca bu istenmiyen sonuçların neden ortaya çıktığını da daha iyi bildikleri için önleme konusunda da daha deneyimlidirler.

Hastalıklı Meme ve Sağlam Meme Ameliyatları Farklıdır

Memenin hastalıklarını tedavi etmek başka bir iştir, sağlam memeyi güzelleştirmek ise daha başka bir iştir. Meme estetiği bütün dünyada olduğu gibi ülkemizde de Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi branşının işidir. Meme (göğüs) estetiği ile ilgili sorunlarınızda başvuracağınız doktor sağlık bakanlığından diplomalı veya Türk Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Derneği’nin üyesi bir Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı olmalıdır.

Kısaca meme estetiği bizim işimizdir.

Meme büyütmede silikon protezlerin rakibi yağ enjeksiyonu

Meme büyütme ameliyatı hala tüm dünyada en sık yapılan estetik ameliyatların başını çekmektedir.

Meme büyütme ameliyatında en sık kullanılan metod silikon meme protezleri kullanmaktır. 1960 lı yıllarda kullanılmaya başlayan silikon meme protezleri giderek her yıl geliştirilmekte, giderek daha saf silikon içermekte ve daha güvenli hale getirilmektedir.

Ancak ne kadar güvenli olurlarsa olsunlar silikon protezler vücut için bir yabancı maddedirler. İnsanların önemli bir kısmında silikon vücut tarafından zararsız olarak algılanıp iyi kabul görmektedir. Ancak düşük bir oranda da olsa bazı bünyeler silikonu rahat kabul etmemektedirler. Bu durumda silikon etrafında “kapsül” adını verdiğimiz koruyucu bir duvar oluşmakta ve kişide çeşitli rahatsızlıklar yaratmaktadır. Bu bu rahatsızlık nadiren silikon protezin çıkartılmasına neden olacak kadar ileri düzeyde olabilmektedir.

Yağ enjeksiyonları 30 yıldan uzun bir süredir deri altındaki küçük çöküklükleri doldurmak için kullanılmaktadır. Ancak son 15 yılda bu konuda yapılan çalışmalar enjekte edilen yağların tutma yani kalıcı olma şansını büyük ölçüde arttırmıştır.

Yaşam boyunca çeşitli olaylar (kaza, tümör çıkartılması, felç gibi hastalıkların sekelleri, doğuştan olan bozukluklar) insan vücudunda büyük miktarda yumuşak doku eksikliğine yol açabilmektedir. Bunun en bilinen örneği kanser nedeni ile memenin alınmasıdır. Meme kanseri ameliyatı sonrası ortaya çıkan eksikliğin düzeltilmesi Plastik Rekonstrüktif Cerrahi’nin başarı ile gerçekleştirdiği işlemlerden biridir. Tıpta “meme rekonstrüksiyonu” diye bilinen yeni meme yapılması önceleri çeşitli vücut dokularına yer değiştirme ve/veya silikon protezler kullanılarak yapılmakta idi. Başarılı sonuçlar alınmasına karşın bu işlemler genellikle ciddi operasyonlar ile gerçekleştirilebiliyorlardı.

Memesi alınan kişinin kendi yağı enjekte edilerek yapılan yeni memeler önceleri pek çok cerrah tarafından eleştiri ile karşılandı. Ancak zaman içinde çok güzel sonuçların ortaya çıkması bu metodun giderek daha fazla kabul görmesini sağladı.

Yeni meme yapımında gözlenen bu başarı yağ enjeksiyonlarının meme büyütme işlemlerinde de kullanılmasına yol açtı. Yağ enjeksiyonunun silikona göre en büyük avantajı vücudun kendisine ait bir doku olması ve bir kere tuttuktan sonra uzun dönemde herhangi bir sorun çıkarmamasıdır. Meme büyütme veya yeni meme oluşturma için verilen yağların zamanla erime riski geçmişte uzun süre tartışılmış ve bu metodun rağbet görmemesine neden olmuştu. Ancak son gelişmeler doğru bir teknik ile enjekte edilen yağın çok yüksek oranda tuttuğunu ve kalıcı olduğunu göstermiştir. Bu işi doğru yapabilen cerrahların elinde yağ enjeksiyonları mükemmel sonuçlar vermektedir.

Yağ enjeksiyonları ile meme büyütme veya yeni meme yapma işleminde en büyük sorun kişinin yeterli yağının olmadığı durumlardır. Çok zayıf kişilerde yeterli yağ bulmak sorun olabilmektedir. Böyle durumlarda zorlukla alınan az miktadaki yağın tamamının tutması çok büyük bir önem kazanmaktadır. Ne kadar zayıf olursa olsun herkeste deri altında bir miktar yağ vardır. Bu yağları zedelemeden alabilen teknikler geliştirilmektedir. Bunlardan biri de su basıncını kullanarak yağları canlı olarak küçük parçalara ayırmak ve dışarı çekmektir. Piyasada bu işi yapan aletler mevcuttur ve her yıl gelişmiş modelleri çıkmaktadır. Ayrıca eskiden ultrasonik enerji ile parçalanarak çekilen yağların ölü olduğu ve işe yaramıyacağı düşünülürken son zamanlarda bu şekilde çekilen yağların da enjekte edildiğinde tuttuğunu yani vücutta kaldığını bildiren cerrahlar da mevcuttur.

Prof. Dr. Ege Özgentaş uygun hastalarında hem meme büyütme hem de memesi alınmış kişilerde yani meme yapma işleminde kişinin kendi yağını enjekte etmeyi tercih etmektedir.

Yağ enjekte ederek meme büyütme veya yenisini yapmanın bir dezavantajı da çok seanslı bir işlem olmasıdır. Enjekte edilen yağ diğer sağlam dokular arasında küçük parçalar halinde dağılmalıdır. Bir yere topak halinde yağ kitlesi verildiğinde genellikle kan damarları topağın içine giremediğinden yağlar canlı kalamamakta ve ölerek erimektedir. Meme kanseri sonrası göğüs duvarında çok ince bir deri ve göğüs kasları kalmaktadır. Bu bölgeye verilebilecek yağ miktarı sınırlıdır. Bu miktar verilip tutması beklendikten sonra (genellikle 3 veya 4 ay alır) yeni bir yağ enjeksiyonu yapılabilir. Daha önce verilen yağlar da bir hacim sağladığından bu kez daha fazla miktarda yağ verme olasılığı vardır.

Çok seanslı ameliyatlar genellikle hastaları korkutur. Bunun en önemli nedenlerinden biri her seferinde genel anestezi almak ve hastanede yatmaktır. Yağ alınması anestezi altında yapılması gereken bir işlemdir ve genellikle tam (genel) anestezi daha rahat bir ortam sağlar. Buna karşılık yağların enjekte edilmesi lokal anestezi altında yapılabilecek daha kolay bir işlemdir. Prof. Dr. Ege Özgentaş meme büyütme yapacağı hastalarda ilk ameliyatta ihtiyaçtan daha fazla yağ almakta ve kullandıktan sonra kalanının dondurarak saklamaktadır. İkinci seansta (3-4 ay veya daha fazla bir süre sonra) daha önce dondurulan yağların ihtiyaç duyulan kadarı eritilmekte ve hastayı uyutmadan lokal anestezi ile ilgili bölgelere enjekte edilmektedir. Hastanede yatmaya gerek göstermeyen bu işlem sonrası hasta hemen günlük hayatına devam edebilmekte ayni gün banyosunu yapabilmekte ve önemli bir ağrı veya rahatsızlık duymamaktadır. Bu metod tedavi masraflarını da önemli ölçüde azaltmaktadır.

Araştırmalar ve teknik ilerledikçe yağ enjeksiyonlarının öneminin ve kullanım alanlarının çok genişleyeceği açıktır.

Silikon protez üreticileri şimdiden gelecekte ürünlerinin ne kadar satılacağını hesaplamaya ve önlem almaya başladılar sanırım.

İlgili bağlantılar:

Bir “Anneler Günü” nün ardından

Dünyanın birçok yerinde Mayıs ayının ikinci Pazar günü kutlanan “Anneler Günü” dün yurdumuzda da kutlandı.

Anneliğin ne güçlü bir duygu olduğunu kelimeler ile ifade etmek çok zordur. Bir bebek dünyaya getirip onu topluma kazandırırken yapılan fedakarlıklar her zaman takdirle anlatılır. Ancak annelerin bedenlerinden verdikleri kayıplar genellikle gözden kaçar. Doğum canlıların soylarını sürdürebilmeleri için gerekli bir olaydır. Ama anne vücudunda yaptığı değişiklikler her zaman masum olmamaktadır.

İster zayıf ister şişman olsun her anne doğum öncesi aylaca karnında giderek büyüyen bir bebek taşımaktadır. Bunun en görünen sonucu karın derisinin 6 ay gibi kısa bir sürede aşırı derecede gerilmesidir. Bazı annelerde doğum sonrası gerilen karın derisi tekrar eski haline dönebilmekte ve gözle görünen bir şekil bozukluğu olmadan vücut eski formunu kazanmaktadır.

Ama her anne o kadar şanslı değildir. Aşırı bir şekilde gerilen karın derisinde bazan iç kısımlarda yırtılmalar olabilmektedir. Derinin en dış tabakası sağlam olduğu için bu yırtıklar başta farkedilmezler. Ancak ister derinin altında ister üstünde olsun her yırtık bir yaralanmadır ve sonunda bir yara izi bırakarak iyileşir. Tıp dilinde “stria” olarak adlandırılan çatlaklar aslında içerden yırtılan karın derisinin iyileşmesinden sonra ortaya çıkan yara izlerinin görüntüsüdür.

Gebelikte karın duvarında görülen ikinci sorun ise kaslar ve bunları çevreleyen kılıflardan (fasya) oluşan karın duvarında görülür. Bazı annelerde gebelikte aşırı gerilen karın kasları doğum sonrası eski gerginliklerine dönebilir ve karın eski görünümünü alabilir. Ama bazı annelerde aşırı gerilen kaslar doğum sonrasında eski gerginliklerine dönemeyebilir ve karın eskisi kadar sıkı olamaz. Bu da karında bombelik oluşmasına yol açar. Ayrıca karın duvarının aşırı gerilmesi kaslarda ve bunları saran kılıflarda (fasya) yırtılmalara yol açabilir. Bunun sonucu ise karın duvarında ve göbekte görünen fıtıklardır.

Bebeğin beslenmesi anne sütü ile olur. Bu sütü hazırlayan memeler doğum sonrası genişler. Bu genişleme ayni karında olduğu gibi meme derisinde de çatlaklara yol açabilir. Emzirme bittikten sonra memeler tekrar küçülür. Ancak genişlemiş olan meme derisi bu küçülmeye ayak uyduramaz ise memelerde sarkma olabilir.

Normal bir doğumda çocuk dışarı çıkarken annenin genital organlarında genişlemeye hatta bazan yırtılmalara yol açabilir. Bu durum bazan cinsel hayatı olumsuz etkileyecek sonuçlar doğurabilir.

Karın, memeler ve genital bölgelerde gözlenen bu değişiklikler doğum sayısı arttıkça daha da belirgin hale gelir.

Talihsiz annelerde yukarıda saydığımız olaylar güzel bir kadını anne olduktan sonra daha az çekici hale getirebilir. Annelerin bebek yaparken ödedikleri bu bedel hafife alınamayacak kadar önemlidir.

Estetik cerrahinin uğraşları arasında annelere doğum öncesi vücut görüntülerini geri kazandırmak da vardır.

Karın bölgesinde oluşan bozukluklar karın germe (abdominoplasti) ameliyatı ile düzeltilir.

Memelerde ortaya çıkan bozukluğa göre dikleştirme büyütme veya küçültme işlemleri yapılır.

Genital bölgede ise çeşitli yöntemler ile sıkılaştırma işlemleri yapılır.

Sonuç olarak çocuk sahibi olmanın vücuttaki bedelini yalnız anneler ödemektedir. Biz estetik plastik cerrahi uzmanları annelerimize eski form ve çekiciliklerini kazanmaları için çeşitli ameliyatlar ile yardımcı olmaktayız.

Hakları hiçbir şekilde ödenemiyecek olan annelerin bu özel günlerini kutluyoruz.

İlgili bağlantılar:
Doğum sonrası eski vücut görüntüsünü korumak

Silikon meme protezlerinin şekli önemli mi?

Memelerin büyütülmesi ve dikleştirilmesi için meme protezleri kullanılmaktadır. Başka maddeler mevcut olsa da meme protezlerinin ezici bir çoğunluğu silikondan yapılmaktadır.

Yerleştirilmelerinin kolay olması ve vücut tarafından kabul görmeleri nedeni ile silikon meme protezleri 1960 lı yıllardan beri çeşitli firmalar tarafından üretilmekte ve dünyanın her yerinde çok yaygın olarak kullanılmaktadır.

Silikon meme protezleri uzun yıllar basık bir yarım küre yani yuvarlak çevreli ancak yüksekliği küreden daha düşük olarak tasarlanmışlardır. Bunun en önemli nedenlerinden biri düz olan alt kısmı hariç her tarafından ayni görünmesidir. Başka bir deyişle düz olan alt kısmı göğüs duvarına yerleştirildiği zaman her halikarda dik görüntüsü ayni olmaktadır. Bu şekil protezlerin ayakta veya yatarken doğal şekil almalarını sağlamaktadır.

Son 15 yılda anatomik şekilli yani halk arasındaki ismi ile damla şeklinde protezler ciddi bir reklam kampanyası ile piyasada artmaya başladı. Teorik olarak şekilleri gerçek memeye daha uygun olduğu için bu protezler ile yapılan meme büyütme ameliyatlarının daha başarılı olacağı öne sürüldü. Ancak bu protezler yuvarlak olanlardan daha pahalı idi. Ayrıca yerleştirilirken alt ve üst kutuplarının doğru olarak ayarlanması şart olmalıydı.

Yuvarlak veya damla şeklindeki protezlerden hangisinin daha iyi olduğu tartışması günümüze kadar sürdü ve hala sürmektedir. İlginç olan bir durum da yuvarlak ve damla protezlerin farkını araştıran objektif bilimsel çalışmaların fazla sayıda olmamasıdır. Anatomik yani damla şeklindeki silikon protezleri savunan cerrahların bir kısmı üretici firmalardan maddi destek aldıkları için yayınları kuşku ile karşılanmaktadır.

Nisan 2016 da yapılan ASAPS (Amerikan Estetik Plastik Cerrahi Derneği) kongresinde bu konu geniş olarak tartışıldı. Kongreye katılan hekimler arasında yapılan bir ankette büyük bir kısmının yuvarlak protez kullandıkları tesbit edildi.

Kongrede çok ilginç tesbitler de yapıldı. Bir tarafa yuvarlak bir tarafa da damla şeklinde meme protezi konulan hastalar gösterildi. Katılımcıların büyük çoğunluğu hangi tarafın damla silikon olduğunu bilemedi. Ayni şekilde ne tip silikon olduğu söylenmeden çeşitli protez hastaları gösterildi ve gene büyük bir çoğunluk hangisinin damla hangisinin yuvarlak protez olduğunu anlayamadı.

Sonuç olarak kongreye katılan deneyimli estetik cerrahların %90 ı (Prof. Dr. Ege Özgentaş da bu grupta idi) damla şeklindeki (anatomik) protezlerin yuvarlak (klasik) olanlara göre herhangi bir avantaj sağlamadığı kanısına vardıklarını bildirdiler.

Bu arada şu noktayı da açıklığa kavuşturmakta yarar vardır: Deneyimli hekimler damla şeklindeki veya yuvarlak (klasik) protezlerle iyi sonuç alabildikleri gibi deneyimsiz olanlar hangi tip protez kullanırlarsa kullansınlar yetersiz sonuçlar alabilirler. Burada önemli olan protezin şekil ve yapısından çok hekimin uyguladığı ameliyat tekniğinin uygun olmasıdır.

Prof. Dr. Ege Özgentaş herhangi bir üstünlükleri olmadığı halde daha pahalı oldukları ve konulduktan sonra yer değiştirerek (dönerek) şekil bozukluklarına yol açtığı için damla (anatomik) şekilli protezleri tercih etmemektedir. Yuvarlak (klasik) silikon protezleri kullanmaktadır.

Meme protezinde kapsül olması ne demektir?

Silikon protezde kapsül oluşumu

Silikon nedir?

Meme protezleri memeleri büyütmek için kullanılan ve sentetik maddelerden imal edilen meme şeklindeki hazır ürünlerdir. Protezler en çok silikon denilen bir kimyasaldan üretilir. Silikon endüstride çok kullanılan bir maddedir. Tıbbi olarak kullanılan silikonun son derece saf olması ve içinde hiçbir yabancı madde içermemesi gerekir. Silikonun tam olarak saflaştırılması ileri teknoloji gerektiren masraflı bir iştir.

Silikon protez

Pür silikon sıvı halde olmadığı sürece vücut için zararlı değildi. Meme protezlerinde silikondan hazırlanmış dayanıklı bir zarf (çeper) mevcuttur ve bunun içi jel (jöle) şeklindeki silikon ile doludur. Silikon protezler memenin değişik bölgelerinden küçük bir kesi yapılarak meme altına veya göğüs kası altına yerleştirilirler. Yumuşak oldukları için dışarıdan dokunulduğunda farkedilmezler. Silikon jeli çevreleyen silikon zarf ele gelmeyecek kadar ince ancak son derece dayanıklıdır.  Memeyi de yaralayacak kadar şiddetli bir darbe olmadığı sürece silikon protezi meme içinde iken dışarıdan sıkarak veya üzerine baskı uygulayarak patlatmak mümkün değildir.

Kapsül nedir ve nasıl oluşur?

Saf olarak hazırlanmış silikon meme protezleri uzun yıllar hiçbir değişikliğe uğramadan meme içinde kalabilir ve hasta protezleri ile birlikte ömrünü sonlandırabilir. Vücut meme protezindeki silikonu yabancı bir cisim olarak algılamaz ve ona karşı kendini müdafaa etmek için herkangi bir gayret göstermez.

Kalite ve saflık derecesi

Ancak yeterli kalitede hazırlanmamış protezlerin dış tarafındaki zar yıllar içinde yıpranabilmekte ve üzerinde küçük yırtıklar olabilmektedir. Böyle durumlarda içerdeki silikon jel zarfın dışına akarak çevredeki meme dokusu ile direk temasa geçebilmektedir. Ayrıca bazı firmaların hazırladığı silikon meme protezleri gerekli saflıkta olmayıp içinde endüstriyel silikonda bulunan bazı yabancı maddeler içerebilmektedir.

Kapsülün oluşumu

Silikon saf değilse vücut bu maddeyi zararlı olarak değerlendirebilmekte ve kendini bu maddeden korumaya çalışmaktadır. Vücudumuz bu maddeyi etrafına çok sağlam bir koza örerek içinde hapsetmek ve kendi dokularından ayırmak ister. Protezin etrafına örülen koza fibröz doku dediğimiz ve yaraların iyileşmesini de sağlayan bir maddeden oluşur. İşte bu fibröz duvara kapsül ismi verilir. Fibröz duvar ince ise ele gelmeyebilir. Ancak zamanla kalınlaşırsa dışardan dokunulduğunda hissedilir hale gelir ve ağrıya neden olabilir. Ayrıca bu fibröz kese yani kapsül zamanla büzüşme de gösterebilir ve yumuşak silikonu çepeçevre sıkarak şeklini bozabilir. Tıp dilinde buna kapsülün büzüşmesi yani kontraksiyonu denilir. Kapsül büzüştükçe hem memenin şekli bozulur hem de meme içinde protezin yerleştiği yer değişir. Bazı kapsüller dokunulduğunda taş kadar sert ve ileri derecede ağrılı olabilirler.

Protezin özensiz yerleştirilmesi

Meme protezleri etrafında kapsül oluşmasının ikinci nedeni protezi yerleştiriken yabancı cisimler ile temas ettirmektir. Bunun en sık yaşanan örneği ameliyat eldivenlerinin pudrasıdır. Mikropsuz olmasına karşın protezin etrafına yapışır ise vücut pudrayı ve bununla birlikte bütün protezi kapsül ile sarabilir. Silikon protezler memeye yerleştirilirken kutusundan çıkartıldıktan sonra başka cisimlere (ameliyat masasının örtüsü, hastanın derisi vs) temas ettirilmeden hemen meme içindeki boşluğa yerleştirilmelidir.

Mikropların protezli bölgeye ulaşması

Kapsül oluşmasının bir başka nedeni de enfeksiyon yani iltahapalanmadır. İltahaplanmanın ateşlenme ve akıntı ile birlikte ciddi bir şekilde olması gerekmez. Çok az sayıdaki mikrobun bir şekilde proteze yapışması yeterlidir. Bu da ameliyat eldivenindeki bir delinme, ameliyat masasındaki mikropsuzluğa yani steriliteye yeterince özen göstermeme veya aletleri uygun şekilde steril edememe, oda havasında mevcut olan mikropların bir şekilde ameliyat bölgesine düşmesi gibi nedenlerden ileri gelebilir. Normal şartlarda vücut az miktardaki mikropları ortadan kaldırabilmektedir. Ancak ortamda silikon gibi bir maddenin bulunması bu mikropların küçük bir alanda da olsa üremesine ve dışardan farkedilemeyen ölçüde hafif bir enfeksiyonun ortaya çıkmasına neden olabilir. Hastanın ve doktorun farkedemiyeceği ölçüdeki bu küçük iltahap zamanla vücudun kapsül oluşturmasına neden olabilir.

Tedavi

Meme protezi etrafında kapsül oluşması yeni üretilen protezlerde giderek az görülmektedir. Çünki yeni protezlerin saflık ve sağlamlığı her yıl artmaktadır (kaliteli ve onaylanmış protezlerde). Ayrıca meme protezi ile ilgilenen hekimler de bu konuda daha deneyimli ve dikkatli hale gelmişlerdir. Ancak bütün dikkat ve özene ve en kaliteli protezlerin kullanılmasına karşın seyrek olarak bir süre sonra bir veya iki protez etrafında kapsül oluşumu görülebilir. Eğer oluşan kapsül memeyi dışardan farkedilecek kadar sertleştirmiyorsa ve ciddi bir ağrıya veya şekil bozukluğuna yol açmıyor ise hemen tedavi edilmesi gerekmez.

Memede ciddi şekil bozukluğu, sertlik ve ağrı yapan kapsüller ameliyat ile tedavi edilmektedir. Kapsül olan meme tekrar açılır ve içindeki silikon ve etrafındaki kapsül alınır. Kapsül temizlendikten sonra eğer sağlam ise tekrar ayni protez memeye konulabileceği gibi tercihen yeni bir protez konulabilir.

Kapsül nasıl önlenir?

Kapsül oluşumunu önlemenin en etkili yolu saflığı güvenilir kaynaklarca onaylanmış kaliteli protezler kullanmaktır. Günümüzde silikonun denetimini yapan en güvenilir kuruluş Amerikan Gıda ve İlaç Denetim Kurulu yani kısa adı ile FDA dir. FDA onaylı protez üreten firmalar protezlerine kapsül oluşumu veya delinmeye karşı ömür boyu değiştirme garantisi de vermektedirler.

Prof. Dr. Ege Özgentaş FDA onayı almamış hiçbir silikon protezi hastalarında kullanmamaktadır. Birkaç kez kapsül temizlendiği ve yeni kaliteli protezler konulduğu halde hala kapsül oluşumu tekrarlıyor ise bu kişilerin bünyesi silikonu kabul etmiyor demektir. Prof. Özgentaş’a göre böyle kişilerde protezlerin temelli çıkartılması ve başka yöntemler ile meme büyütme yapılması (örneğin hastanın kendi yağı ile meme büyütme) daha uygundur.

İlgili yazılar:

(function(i,s,o,g,r,a,m){i[‘GoogleAnalyticsObject’]=r;i[r]=i[r]||function(){
(i[r].q=i[r].q||[]).push(arguments)},i[r].l=1*new Date();a=s.createElement(o),
m=s.getElementsByTagName(o)[0];a.async=1;a.src=g;m.parentNode.insertBefore(a,m)
})(window,document,’script’,’//www.google-analytics.com/analytics.js’,’ga’);

ga(‘create’, ‘UA-44005840-4’, ‘auto’);
ga(‘send’, ‘pageview’);

 

Meme büyütme ameliyatı yaptırdıktan sonra ne zaman işe başlayabilirsiniz? Ertesi gün

Silikon Meme Büyütme Sonrası İşbaşı

Her konuda olduğu gibi silikon protez ile meme büyütme ameliyatları için de çeşitli şehir efsaneleri dolaşmaktadır. Bize başvuran hastaların en büyük korkularının ameliyat sonrası ağrılı dönemi nasıl atlatabilecekleri olduğunu öğreniyoruz. Ameliyat sonrasının ağrılı olacağı kanısına nasıl vardıklarını sorduğumuzda ise “arkadaşım anlattı” yanıtını alıyoruz.

Göğüs estetiği

Göğüs estetiği

Meme büyütme

Meme büyütme

Cerrahide bir prensip vardır. En iyi ameliyat vücut parçalarını (yani dokuları) en az tahrip ederek (yani en az örseleyerek) yapılan ameliyattır. Biz de meme büyütme ameliyatlarında silikon protezi hedefe en kolay ulaşılan bölgeden (yani meme başı çevresinden)çok küçük bir kesi yaparak yerleştiriyoruz. Genel olarak silikon protezi göğüs üzerine ve meme dokusu altına yerleştirdiğimiz için ameliyat sonrası kol hareketlerinde herhangi bir ağrı veya kısıtlama oluşmamaktadır. Protezin yerleşeceği boşluğun hazırlanmasında ve silikon protezin meme içine yerleştirilmesinde mümkün olan en az zedeleme oluşmasına dikkat ediyoruz ve ameliyatın mümkün olduğu kadar kanamasız geçmesine gayret ediyoruz. Sonuçta ameliyat masasındaki titizliğimiz iyileşme döneminde meyvesini vermekte ve hastalarımızın büyük çoğunluğu bu dönemi en az işgücü kaybı ile atlatmaktadır.

Hastalarımızın hemen hepsi ameliyat oldukları günün akşamı normal giysileri ile yürümeye başlamakta ve önemli bir kısmı ertesi günü günlük hayatlarına dönmektedir. Bütün hastalarımıza bir hafta sonra memelere sıkıştırma ve baskı ile ovalama hareketleri tarzında masaj yapmalarını önermekteyiz.

Doğru ellerde yapıldığında meme büyütme ameliyatlarının iyileşme dönemi oldukça problemsizdir.

İlgili yazılar: